Farz et ki, bir şiirim yüreğinde
Gökyüzüsü olmayan illegal bir yağmur gibi
Ve hangi mısraya düşsem ağlıyorum
Ölümün adı aşk bende
Mavinin adı deniz.
Düşün ki;
Aslında yalnız bir kadınım ben
Unutalı çok oldu gökyüzü beni
Ve mavi denizlerde, ölü balıklar
bulduğum o günden beri
Kendi kimsesizliğim saklar beni
Ben öyle hikâyede anlatıldığı gibi
bir kadın değilim
Begonvillerin kokusunu da bilmem
Yastığımın altına sakladığım
çakıl taşlarım vardır
Deniz kenarından korkarım
Bir dal sigaram kaldı Mira!
İki parmak arası acı
Kalbimi büyüttüm bir sonbahar sabahında
Sığdırdım içinde ne varsa
Şimdi bir yabancının parmak izleri kaldı üstümde
Bak yağmurda çekildi kıyıma
Durusunda beklediğimiz bir akşamı i
zledim gün boyu
Bir şiire başlıyorum.
Üstüm başım kasımpatı gibi acı kokuyor.
Ve hep bu yağmurlu bir akşam üstleri
Sardunyarın göbeğine çift dikiş atıyor Müjgan.
Gece uzun,
Ellerimde bir yığın yorgunluk birikti
Eski cümleleri ezberliyorum
Bir kaç yağmur damlası çarpıyor yüzüme.
Şiir yazmıyorum ki
Su içiyorum denizden.
Paslı bir iğnenin ucunda duruyor kalbim.
Ellerim de yırtılmış bir kaç mektup.
Solmuş bir fesleğenin gölgesinde oturdum bekliyorum seni..
Belli ki, orkideler de unutulmuş.
Halbuki ;
Boşuna bunca yağmur.
Bir hayli zaman geçti
Yaşlı bir balıkçının ağına takılalı düşlerim
Sonra denizle konuşmaya başladım
Zaman geçti
Gökyüzü olmak istedim.
Bir şiir geçiyor içimden,
Kıyısında hercai bir kelebek.
Uykusunda aşk.
Henüz yeni doğmuş bir bebek gibiyim,
Ağzımdan süt kokusu düşüyor yağmura.
Ve ıslanıyor saç tellerim..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!