Eski bir renk bilinci
Beyazı da bilirdi
Karadan çık yola
İnsanlığı temizle
Sil sil akla
Griye varırsın belki
Bir gün dur da kuşlara bak
Kanatlarını çırparak
Denizleri aşmadalar
Mavilerin ötesine
Rüyamızı yaymadalar
Akşam vakti
Bu minare
Döne döne
Siyah kuş çizgileri
Mor bulutlar üstünde
Çırpınan sükût
Bu ne rüzgârlar, iklimler ardışık
Bu ne koşulsuz erişimler ki
Bir kısır mengenedir
Altı üstü çaresizlik
Adımlar bitişik çamurlar içre
Buruşuk bir gölgeydi
Peşimde
Beni artık terketti
Ölümün peşinde…
Eski günler hep izdüşümlerde:
Kesik çizgiler
Silik ve soluk
Bir geçmişler perdesi
Bu hangi sevda yedi cihanım
Hangi sözler yetti size?
Gerçekkaçlık içinde
Gerçeğin hep dışında
Anıları mevsimlere katarak
Seninle çiğdem çiçekleri
Eski cennetlerin titrek râşeleri
Bir esmer yazda gittiler
Gurbetler gibi dünyadan
Sönen ülkeler gibi
Yol yoksa, yol yoksa
Ve yarını da bırakırsak
Nerede kalır Golgotha?
Deniz sâkin ve yakamoz yok bu akşam
Bizim dünkü gonca gül
Dağıtmış solmada
O kanlı kızıl gençliğe soluk beyaz hâreler
Kat be kat kaç katmer
Yine de inan ki kokusu daha bir içten




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!