Küçük kısaslar
Kayıp aslar
Sahneye gül beyazı
Yarım astar
Bir gönüller mayası
İki dörtlük muziplik
Ben size küçük şeyler söyledim
Büyüklüğü bilemedim
Kanatlarım yok muydu
Uçmayı öğrenmedim...
Nasılsın?
Sana soru bir tek nefeste
Tek bir gri-yeşil bakış
Ve yüz binlerce saati aşan
Anlayış
Anlayışın bilinci
Hopla sıçra yaylan zıpla
Koş var güçle soluksuz
Önüne katıp da umutlar mavisini
Ardınca sürükleyerek en sıcak düşlerimizi
Biz öyle şaşkın, boynu bükük
İnsanlar size yabancı
İnsanlar size uzak
Sıkıntı
Bunalım ve körlüğün
İçinde
Bir karnı tok, suratı esnek soytarı
Hercaî, bir kısa dalgalı saç
Rüzgârın kestiği
Güneş onu esrittiğinde
Sessiz bir bakış olur:
Kuru, kuşkulu, kararsız
Orada bekler
Sana ey yorgun gibi kırgın gönül
Sana şu çığlıklar gibi yasalarca
Kopmayan
Ellerimi verdim, mazlum, mahmur
Eller ki uyuşmakta solucanlar gibi
Sana bu suratı vermek hoşgörüler adına
İzdüşümleri
Ve en katı akıntılar merceği
Bir küçük kas titremesi
Ve yoklukların eskitemediği
Us kuruları
Bir üçüncü kavram gibi bizim ölüşümüz
Hiç ses çıkmadan
Çelik mengene boyutları
Ve robot dansları
Çağımızdan
İlk biçim
Sen bakma İbrahim Baba
Yakarışlar yana yana
Kusurlar düştü yollara…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!