Felâket artık sivrisin
Sivri
Sivriliklerle
Döşenmiş gülüşün
Yoktan nirengi
Ve kerâmet eğrisi
Fikrimin bir sonbaharı vardır
Takılmaksa
Akıl orda kalır
Ve bana gerçek
Dediğin düşler
Kirpiklerde
Ve şarkılar söylerdik biz de değil mi Garibim,
Ömrümüz üstündeki o ölü, ölü güneş yıldızına
Hâlâ,
Bir dayanağımız vardı belki
Bir yerde biz
KIZMAYIN, BİR GARİP İKİNDİLER DUYMAKTAYIM
VE EN SUSTUĞU YERDE EVRENİ BULMAKTAYIM:
Eski ve çook saklı bir bilinç ki derine
Koyu piramit gölgelerine
Sinmekte zamanın yapışkan hücrelerince
Bir bilim gibi tanrım, ağır ağır
Kimi tanır gibi oldu mu
Kimi susardı
Biz
Sevdiklerimiz
Ve gözlerinde alaca iklimler titreşen gölgeler
Uyuduklarında
Renklere sesler mi sorduydu soruyu
Seslere ilk kokular mı ozon güllerinden
İlk kokulara o ilk okşayışlar mı çok öncelerden
Siyah, sessiz, kokusuz...
Bilinmez zaman sislerinden o ilk soruyu
En eski okşayışa
Ardına düşme artık özümsemelerin
O vakitler çoktan geçti
Bir kırık eyvah kaldı terkinde
Yaşam seni solladı geçti
Bir âlem yaptığın duyduk köpeklerin
Duyduk ki bizden meselâ
Bir ısız yarda, tenhada
Asıp ta kemik tozlarına
Kırılıp kuruyan umutları
Bir zaman kabuğunu yarar gibi yavaşça
İnce yoktan bir köprü
Gel bin üstün bir yol geç
Canlı cansız kime ne
Sus sus eder varsa soluğun
Mud mud diye terse döner davulun
Bu suya bir gün terlerle koşacak
Ve sizleri bırakacağım:
Çakıllardan akacaksınız
Pembe köpüklerle
Kırılacak, kıvrılacak
Coşacak, durulacak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!