Bize dostlar bize gelin bu çağrılar bizim
Bize sular bize akın susuzluklar bizim
Bize kuşlar bize uçun bu al kanlar bizim
Bizden güneş bizden doğa ak yarınlar bizim
Bizden dostlar bizden giden bu çağrılar var ya
Çağlar geçti belki artık uyanıyoruz
Biz uyansak da diyemleri bulamıyoruz
Genzek ve dişsel bir sessizde hâlâ duruyoruz
Fakfon* gümüşler sıvadık yalnızlığımıza
Oysa bir kendimiz var ondan kaçamıyoruz
Sular durgun, sular sâkin, sular ölgün
Martılar gezintide sanki
Bu sütlü mavi üstünde
Bir ince çizgiler kanatları
Çırpmıyor
Asûde Boğaz bu ikindi vakti
Boğazın düş sandalları
İlk anılarda
Mavi yeşil sesleri kürek sularının
Bir tuhaf derinler sessizliği
Gölgeler
Ve beyaz köpükler üstüne gizem girdapları
Börtüm böcek kızıl yüzde gezine
Tel örgüler içine yüreğimiz çekile!
Boyutlardan zaman gitmiş
Hacim patlamış, boy devrilmiş
Pos inmiş o düzeye
Düzlemden kopuk ters yüzeye…
Bakın burada zaman yok
Sonsuzluk düşünüzde...
Burada gerçek yalnız
Katı, acı, sarı:
Şu boyutsuz bekleme!
Bu beklentiler…
Uçuk maviden
Hayal köpükleri…
Ve sıla sıla geçmişe
Özlem düzlemleri
Mekiklerle yolculuk
Bir sıcak bugünümüz vardı,
Körpe, şen, sevecen
Ve uçar gibi sürüşümüz kaderi
Coşkun, tutkun ve kenetli
Islak, yorgun ve kenetli
Her şeyden önce gücümüz vardı,
Bu kaçıncı açış penceremi
Önümde sarı özlem gülleriyle sarılı
Şu filizî yasak yeşilinden sızı dikenleri
Boğum salkım sarmaşıklar balkonuna
Tanrım, gel artık
Yasaklardan kurtar beni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!