Taşıyan ılık rüzgar
Sürer seni düşlere;
Sarı, solgun sen yaprak
Yollanırsın ötelere...
Kovansız arı gibi
Bir şey yok gibi artık anılarda
Belleğin bellediği
Uçuşan sisler, gönül perdeleri
Gri tüller
Düşsel geziler
Renk yamaları
Bitirmek istiyorsun ki bebek
Bir fırıldış deşer gibi toprağın
Bahar toprağın, ıslak, kara
Ölü toprağın
Al bebek, mor bebek, erguvan
Renkler rengârenk, küçük,
Bu ne bitkin başlangıç
Bir dostluk sonuna
Ne yoksul bir doyum bu
Bir ben-hep, bir ben-hırs,
Bir ben-hiç uğruna
Dönüp arkaya bakmadan
Sıfır ve küçük yapraklar
Aç elini
Belki kaçan boyutları yakalar
Acımak
Bir yerde susmak
Ve bir yerde acımak
bilmediklerimiz gibi…
Süreler boyu büyütsek ışık düşlerini
İlk ve en içkin bir başlangıç için biz
Varsak da akışkanlar ötesi sanrılara
Değil mi ki
Bir sabah gülüşünü bile çok görmüşüz insanlığa
Her tan kızılında yine, kahrolacağız
Hilâfın kudret kaçmasana
Helvasın benden almasana
Söz beşiği gümüşten
Sükût salınır altından
Ger sen, ol ahları almasana
Affet beni,
Varsa gözlerin
Sen de…
Ben ki gülmeyi bilmedim
Hiçbir yerde dönmeyi görmedim,
Hayır, bu değil
Benim gördüğüm eller değişmezdi
Ve o iki ayak ordalarsa eğer,
Hiç bilmeyin
Bu evren tutku değil gitmezdi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!