Aklım ve gururum
Kalbime indi
Kalbim ayaklarınıza
Ve siz ruhum,
Basıp geçtiniz...
Akşam,
Kara martı çığlıklarında
Yırtılan çağrılar
Eflâtun kızılı
Tutku semalarına
Dalga dalga
Bakın Madam burada duramam
Çünkü ve lâkin
Ben artık kalıbı saptayamam
Sizi niçin alsın bu helecan
Mohave çölüne (1) mi geçtik aradan
Yılansız bu çöl, kaplansız,
Seni daha dün gördüm Amsterdam
Islak, küçük ve mutluydun
Bir mavi kelebek gibi geçtin önümden
Rüzgârın ebrûlî gülüşler bırakarak
Daha dün ki biliyordun,
Tanrı vardı ve inanıyordun
Kaypak ve dönek Ankara’da
İlk ayazı yediğim iklim bahardı
Ve topuklar gibi kim
O aklı evvel çocuğu
Yolu yokuştu:
Büklüm Sokağı
Bir kii üç dört :
Bu dönüşte sevgin,
Bu duruşta ruhun var!
Kesin, keskin, ansızın
Açılıyor yüreğin:
Ferman yok artık;
Tuhaf değil mi
Bu denli uzlaşmak
Ve silmek varoluşu varlıktan
Bir bellek gerçeğini bile duygudan
Kişi bir gün gelip korkusundan korkuyor
Artık pek kimse yok arayan
Soran…
Çoğu öldü eski dostların
Kalanlarınsa
Dostlukları
Artık kalmadı tasam
Bulutları vurdum sırtıma
Bir başka deniz, bir başka ufuk
Pupa yelken açtığım
Ve sormadan saatleri
Ki
Bu prelüd bir hiç
Asılsız sevinç
Yoktur inanasım
Tanrım sen banasın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!