eriyen kar suyu gibi
boz bulanık akıyor günler
bir gün iyi bir gün zorluklarla
ömrü uzadıkça insan gönül şenliği değil
ruh şenliği arıyor
Tanrım
sensiz yoksun
bir martının göğüs kafesinde
kalbi bozuk yıllardan geçiyorum
dudağımda kırık bir testinin ağzı
içimde kuruyan nehirleri sağıltıyorum
gölgen uzun yol uğrağı
serinletir eteğinde nazlı serçeleri
henüz göğsümde çiçeklenmemiş
zerdali dalı
hınzır
gülüşleri var karanlığın
zifiri bulutları yağdırır dağlara taşlara
tükenmişliğinse azılı kolları var beyin hücrelerini sarsan
içten dışa doğru akıyorum darla
önüme çıkan yollara baktım buzdan kızak
örtünmüş dağlar taşlar kışın görkemli beyazını
ayazın donduran göbeğinde buzdan sarkıtlar dikitler
dünya donuyor buz kesmiş darla
insanlığın bilinçli olarak içi boşaltılıyor
gölgelerin canı cehenneme
görsel ruhsal fiziksel yansımalar
büyülü kıvılcımlarda ışığın
kıvrak oynak
hâreleri
ruhu daraldı
ipi çekildi günün
dikenli tellere asıldı dili yanmış bulutlar
pusuya yatmış sidikli sokakların sızlak kedileri
grileri giyinmiş evlerin loş ışıkları
gölgesi kuru gülü sönmüş gece buyur
küçük bir çocuğun
karne sevincini yaşıyor gün
eğreti masalların içinden fırlamış gibi güneş
henüz perdeleri aralanmamış pencereleri yalıyor ışık
her şey kendi doğallığında yol alırken
zaman hızla eskitiyor beni
gözlerime sığdırdım koca dünyayı
kuşları da aldım gidiyorum desem inanmazlar
karanlığın bed çığlığına kulağımı tıkadım
desem de gülerler
oysa
onca kırık fay hattını tek bir gülümsemeyle onardım
sevdiğim ne varsa azgın dalgaların
yetim martıları yuttuğu kıyılara sürgün
doluyla inen yağmurun gök gürültüsü gibi günler
içimin yürek sapanıyla vurduğum bulutlar kadar histerik
günahkar zaman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!