kapalı bir fanusun içinde nefessizim
batık bir teknenin ayak ucunda can çekişiyor serçeler
dört yanım yangın tutuştu kolum kanadım
gayrı uçamam girdap uçurumlarına
teslim yüreğim
SANDAL
çengelli bir iğnenin
esaretinin zorluğu
takıldığı yere nasıl bağlıysa
ürküyoruz zamanın eğrilen doğrusundan
hissedemediğimiz yaşayamadığımız nice anlar
gözlerimizin kirpik ucu kıvrımlarında
hiçbir şey eskisi gibi değil
korkarım ki
bulutlar bizi yutacak
yaralı saksağan gözünden biriktirdiğim
yaprak ormanlarından gelen uğultunun
temposundan bestelediğim şarkının
nakaratına takılınca ayaklarım
düştüm
düşürdüm
eski bir çatı katının içinden
gecenin içine akan gölge gibisin
köşeye atılmış paslı bir müzik kutusunun kendine ağlayışına
şahit olan sıvası dökük duvarlar ise
bir duvar
sarmaşığının ıslaklığı istikrarlılığı üzerimde
hayat örümcek ağlarını örerken boynuma
tırmanıp duruyorum ulaşılmazlara
uzayıp gidiyorum yollarca
ruhu çekilir ellerimin
sızılı bir şarkıya döner bakışlarım
sedeften kuşları uçurur kalbim
meçhule giden bir yol açılır uzaklardan
sezgisel düşlere gebedir artık zihnim
ertelemek istemem
mezopotomya bereketliliğinden
nasıl çöl kuraklığına düştük
bizi kimler attı
çözümsüzlüğe
evde iki kedim var canım kuş beslemek istedi
bende kalemle iki kuş çizdim kuş dediysem
muhabbet değil biri güvercin
öteki tombul bir serçe
ağaçsız bir evde kuş olmazdı tabi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!