gözyaşı incilerinin döküldüğü anlarda çiçekler açıyorum
oturuyorum yerinde toprağında üreyen mantarlar
yaşamın zorlu patikalarında açan kır laleleri gibi
rüzgârların ılık nefesinden doğanın güneşin
eskizlerini topluyorum
sonunda
kuruttular
içimdeki mavi denizleri
bilmediler
hiç değerimi
gözleri güz toplayan bir sabahın serinliğine
koşuyor vakitler gökyüzü kanatları ufalanmış güneşi
yeniden inşa çabasındayken
savrulan yaprakları belli bir yere topluyor şuh rüzgârlar
adını hatırlamayan bir çocuğun erkenden kalkıp
gözleri güz toplayan bir sabahın serinliğine
koşuyor vakitler gökyüzü kanatları ufalanmış güneşi
yeniden inşa çabasındayken
savrulan yaprakları belli bir yere topluyor şuh rüzgârlar
gün geceden ayrılıp kavuştuğunda sabaha
serüvenci kuşların sökün ettiği ağaçlarda
ruhu koruluklardan çalınmış zamanlarda
hüzzam şarkılar
gecenin
kehribarı saçıldı saçlarıma
ayın rengi dönük parlayan yıldızlara
esintisi bol rüzgârın ığıltısı yapraklarda
balkonumda her gece demlenen
mor menekşem sarı papatyam
aslında
hiçbir yere gitmek zorunda değildim
ama boğucu şehir ve insanların gürültüsü
kendimle savaşlar çekilir dert değil
ah! sevgili
gelip geçersin diye
çöllere iğne oyalı kervansaraylar kurdum
değerli malların satıldığı bedestenleri inşa ettim
o bedestenlere bilinmeyen isimler koydum
ikindi güneşinin peşinde yürürken
gece olmuş farkında değilim eyşan
elimde kör bir ışık akıyorum karanlığa
pervin yıldızı gibi
yağız atların çoşkusu var içimde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!