içimden geçiyor soğuk mevsimlerin
bozbulanık nehirleri
akşamı karlatıyor tipinin sert ayazı
geçti serüveni sıcağın renkleri solmuş baharın
insan içindeki kurtları oynayarak mı döker
yoksa yazarak mı
içi kabaran denizler gibi köpürerek ve çoğalarak geliyorum
şu köşe sizin olsun bu köşe benim
kristal hüzünler dersem kızar mısınız
o hüzünler ki gece yıldız yıldız yağar
gözlerimden
boşluğa
karanlığa
kan oturdu gecenin gözlerine
olan bitene şahit duvarların şaşkın bakışları
sırlandı zaman dondu çağlayanlar gibi akan
saatin tik takları
.......
ben dilimin yalancısıyım
……..
şimdi uzak bir masalın penceresine
kapısına zincirler vurulmuş
söylemiştim fi tarihinde…
gömleği böğürtlen dudağı karpuz tutan gençlere
yaktım gecenin kandillerini
sustu karanlığın şakrak dilli kuşları
gölgeydim sığındım duvarların
dökük yüzlerine
dünyanın ötesine savrulduk fantastik bir aynanın tuzağına
kör ışıklar içinde yürüyorsun sende- bende
sihirli ateşlerden efsunkâr düşlerden
uzak dur uzak sevgili
yanar dilimiz tutuşur dudağımız
tüm dağlar yürüse peşimden
sabahın körpe yüzünden doğan güneşle
serilse önüme yemyeşil ovalar yollar
kanatlansam gökkuşağının tüm renklerinde
güneşin
küskünlüğünde
sisin yarasa kolları
kuş resimleri çizen bulutları sarar
şehrin sokakları karamsar parklar nemli puslu
rüzgârlarınsa kırılgan heveslerinde bitkinlik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!