kötülüğün saltanatında
gümbür gümbür zamane oyun havaları
gece kuşlarının bölük pörçük ötüşlerindeyse
iyicil insanlığın travmatik sancıları
ziyanım
ağla! beni
kötülüğün saltanatında
gümbür gümbür zamane oyun havaları
gece kuşlarının bölük pörçük ötüşlerindeyse
iyicil insanlığın travmatik sancıları
ziyanım
boğazımda güzden kalan kronik gıcık
kaşındıkça ses tellerim bir hırıltıyı
andırır
boğulur nefesim
uykunun dar sokaklarından düşen
tüy kadar hafif rüyanın sıcaklığı yastığımda
yalın ve sade işlemesiz bir yorgan misali
hiç incitmeden sararken zihnimi
yürüyorum fantastik bir ormanın ince patikalarında
nakış nakış işlendi ruhum rüzgârlara
alıp götürdüler beni dağların uç noktasına
teli kırılmış bir saz gibi bıraktılar uçurumlara
sesi soluğunu yitirmiş bir güz gibi bıraktılar
kışa teslim
ellerin kır söylenceli cezayir menekşesi
dokunsan sarsılır sıra sıra dağlar
ne zaman şaklatsan parmaklarını
vurulur üstünden geçen
ebabiller
eskiden
güvercin gözlü evlerin sevilen kedileri
ruhu duru akşamların şiir okunan saatleri
elleri toprak kokulu masal tadında insanları
leylak renkli mevsimlerin bahar çiçekleri
rüzgâr üfüren tepelerde bir papatyanın
bir zamanlar tarla kuşu sohbeti olurdu ağaçların
bir zamanların sedirleri olsaydı şimdi
bugünkü koltuklarla yarışırdı
bense bugünkü aklımı eskisiyle değişmem
ücra dağların duruşu kemikleşen omuzlarımda
kimsesiz çocukların melül melül bakışları
ürkek sevinçlerimde
yılların çökkünlüğüyse zanlı mühür
alnımda
kırmızı elma yeşil erik
ah! ne hoş renklerin uyumlu kontrastı
rüyalarda gezinir yalın ayak kopuk düşler
düşlerin kırık aynasından sarkar
ıslak melodiler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!