devrik zamanların yıkık tebaası
kaç gür çığlık havalandı içimin sığ koridorlarından
kaç esrik gülüşüm kırıldı zeytin dalında
kaç kurşun sıyırdı kalbimi
yine de direndim
yılanların
gömlek değiştirdiği mevsimdeyiz
içindeki mıntıka temizliği huzura yeter mi
sanıyorsun ismail
kibrin
sabahın serin erilliğinde
şehrin gürültüsünü yırtarak
balkon kapısından naif
hoş bir melodi salına
salına ulaşıyor
salona
kalbim kırk katlı ziggurat
üzeri mor fistanlı âlâ gök
gözlüksüz başı kabak bulutları gezdirir her gün
kurtlanmış dertleri korkusuzca besleyecek kadar anaç
yurtsuz mekanlara öksüz ruhlaraysa
sıcacık yorgan
beklerken kuşları
doğurgan sis bulutlarını inletir gece
yaraya dokunan bir çiğdeyi keser hüzün
çatlar tohum
kırmızı elma yeşil erik
ah! ne hoş renklerin uyumlu kontrastı
rüyalarda gezinir yalın ayak kopuk düşler
düşlerin kırık aynasından sarkar
ıslak melodiler
uykusuz kalktım yürüdüm
içimde ne varsa döktüm yollar incindi
o kadar uykusuz ve bitkindim ki
iki ağaç öteye
gidemedim
hoş geldin şafağın sabahına bahar
pencerenin yeşilinde oynaşan güneş
gökyüzüne kozasını açan pembe begonviller
usumda ki kaygılı serzenişi dillerinden rüzgâr
fırtınalardan
kasırga
kasırgalardan doğdu şimşek
hızlı parçalanmanın raşesini yaşadı yürek
sarıldığı gövdeden kırılmanın
sızının ahında
fırtınalardan
kasırga
kasırgalardan doğdu şimşek
hızlı parçalanmanın raşesini yaşadı yürek
sarıldığı gövdeden kırılmanın
sızının ahında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!