tarçın ağaçlarının soylu kokusu var rüzgârların ağzında
kapımda yıpranmış anıların ve geçmişin derinliği
geceyi ıslak gözlerime anlatıyor olsa da zaman
eksik bir şeyler var ellerimin arasında
kırılgan bir yüzün resmini çiziyor duvarlar
uyuya kalmış güneş gök koynunda
balkona üşüyen güzün sarı saçları saksılarda
şen pencerelerin ırağında artık şuh kahkahalar
rüzgârın boğuk nefesi öperken nemli duvarları
sadece yalnızlık eşlik eder gölgelerin
vızıldadığı ıssız kapıya
sonsuzluğa uğurlanış gibi
silüetsiz gölgelerin mıhlanışı aynalara
sustukça büyür evrenin çığlığı
gizemli bir sarmaşık gibi sarar
dört yanı
hayaller-im
güneşsiz bir günün
huysuzluğu mu beni yoracak
varsın güneş olmazsa da olmasın
yağmurlu bir havada ıslanmak da yeter
günebakan mıyım ben
eksilen zamanın killi toprağına
suyu akıttık çiçekler kurumasın
kapüşonlu kışın karşısında sere serpe yaz
portakalları topladık, elmayı kuruttuk
cırcır böceğinin şarkısını dinledik
kurbağa vıraklamalarından
uykusuz
bir dağ öksürüğü hırçınlığında gecenin moru
oturmuş bir yıldızın eteğinde düşünürken
rastladım ona
toprağın esnemesi rüzgârların fısıldamasıyla
savruldu gün iki dağın yamacının ortasından
güneş gülümseyince ayçiçek tarlalarına
orada doğanın taç yaprağından
havalanır mutluluk
ve huzur
bozguncu bir havada
kırk haramiyle güzler geçiyor içimden
saçlarını tarayan bir hüznün teras katından
ay dolanıyor yüzüme
bir sardunya pembesi
günün aydınlığı
geceden çekilmiş yıldızların
hülyalı dokunuşları sarı sarı çayırlarda
kuşların cıvıltılı konserinden kısa kısa
kesitleri kaçırma dinle
anlatırdı zaman
gecenin zifirini gözlerine
ne yöne dönse orası rüzgâr salıncağı boş hayaller uğrağı
kabuslar içinde bir gün sessiz bir patlamayla
kesileceğini sesinin
soluğunun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!