On yedi ağustos da sene doksan dokuzda,
Suçun büyük başı bizdedir bizde,
Biz bıraktık bizi ateşte közde,
Taş üstünde taş kalmadı o sene.
Bilimciler Aya istasyon kurdu,
Nerelisin dedim düşünüp durdu,
Songül dedi abi memleket Ordu,
Mekan Çayırova Beylikbağı yurdu,
Hoş konuşur asi dil olmaz Songül.
Songül daha henüz yirmi üç yaşında,
Babanın evlada yetmiyor gücü,
Zaman böyle zaman dram çok acı,
Kele yetmez oldu kelin ilacı,
Nesil azgın nesil sonu nolacak.
Mevsimler acayip iklim bozuldu,
Leş kargası gibi kokar soluklu,
Rüzgar vurmuş tufan vurmuş çalıklı,
Doğuştan defolu çoban kılıklı,
Telefonla rota verir sümüklü.
Çok ukala çok bilmişin kadısı,
Yiğit at şahlanır tembel at yatar,
Hayırsız horozlar akşamda öter,
Garip kuru ekmek yer zalim bal yutar,
Bu dünya tersine şu işe bakın.
Böbürlenmek hırsızlarda hünermiş,
Mantık dışı kör şeytana tapana,
Mert dururken namert eli öpene,
Benim sözüm doğru yoldan sapana,
Ben insanı tek bir sözle döverim.
Yeter bana aklım şeytan yanaşmaz,
Bu dünyayı Allah yarattı asıl,
Adem baba Hava anadan nesil,
Gelen gelir giden böyledir usül,
Unutmada oku tarihe bir bak.
Geldi geçti sadrazamlar krallar,
Serim verdim yoksa sırmı vermedim,
Varmı başka böyle dünya görmedim,
Her gün koştum insanlığa durmadım,
Veysel bu dünyadan üzgün gidiyor.
Nanköre nasihat versem ne fayda,
Kalksın gözlerinden perde,
Gelin nerde damat nerde,
Bu gün düğün varsa burda,
Vur davula ver coşkuyu.
Ağlar gelin zari zari,
Keskin bıçak konuşturur kasabı,
Tutar ise çıkarcının hesabı,
Bu işler ezelden beridir tabi,
Varsa paran fırsat sende söz sende.
Söz eden çok olur çınlar kulağı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!