Bir gül açar gecenin kalbinde,
ay dokunur taç yapraklarına —
ışıkla düşünce birleşir o anda,
ve ben sorarım sessizce:
“Aşk mı varlığı yaratır,
yoksa varlık mı aşkı hatırlar?”
Gülüşüne geldim
Ölümüne sevdim seni
Ne gerek var uzaklara
Sen her haliyle özlenensin yar
Ben bir ölüyüm
güneşin battığı gibi
ben bir diriyim
güneşin doğuşu gibi
Yokluğum geçmişten gelir
Aşk davettir yanmaya
Böyle yangına can kurban
Gül var kül yok
Kor alev dergaha benzer
Bir elde gül bir elde tabanca
Yüreğin delisi hiç bir kaba sığmaz
Lakin kabulüdür yine de aşkın
Belki de bir yakınlıktır bu
Zaten aşkın kendisi tek tabanca
Her hali de seyirlik bir gül
Ecel bıraktı beni cehennem için
ben önceleri kıyamettim inan
sen sardın beni belki aşk için
gül yüzüne hasretim hep inan
Şimdi yanan ateşin külü gibiyim
Sislerin arasından doğan
ve hiç sönmeyen bir fısıltıyım ben;
ne toprağın ağırlığına ne göğün ışımasına ait,
yalnızca aradaki ince perdeye.
Gölgelerle yürürüm,
Bir rüzgâr eser uzaklardan,
Kokun yok, sesin yok,
Yalnızlıkla konuşurum her akşam
Ve içimde çoğalan o kırık sokaklar…
Bir yabancı kentin eşiğinde
Gözlerimden yaş akar
neden yanmaz yüreğin
neden gözlerinden yaş akmaz
yüreğim yanar sevdiğim
zincire vursalar aşkı gönülden
Evet güzel bayan
Doğrudur dünya dönüyor
Ama benim kafam bir milyon
Daha bir deli dönüyor
Size bir soru güzel bayan
Siz bu kadar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!