Adım atsam uçurum, dursam dünya dar geliyor,
Kalbimin odalarında hep o eski rüzgâr esiyor.
Ben hangi mevsimin artığıyım, hangi günün borcu?
İçimde bir çocuk ağlıyor, elleri bayram ucu.
Kendi sesime çarptım bu sabah, yankısı dilsiz,
Bir küçük kız gördüm
Bir kelebeğin peşinde koşan
Bu umuttu genç kıza
Bir özgürlüktü adeta
Bende gençtim bir zamanlar
Ama ben hiç kelebek peşinde koşmadım koşamadım
Aşk, iki bedende yankılanan
tek bir varoluş cümlesidir.
Ne başlar, ne biter —
sadece biçim değiştirir.
Bir bakışta evreni görürsün,
Her sabah uyanmak seninle,
Güneşin doğuşu gibi içimde.
Ellerin elimde, bakışların gözümde,
Mutluluğun resmi, seninle her anım.
Sözcükler fısıldarız rüzgara,
Gözbebeklerimin uçurumunda durma sevdiğim
göz pınarlarımda biriktirdiğim her damla aşkı
gönül seli gibi akıtmak isterken senle doldum taştım
içten yandım damla iken bende derya oldun taştın
Beni tutsak etmek istiyorlar bir sevda çıkmazında
Acıyı bir ben bilirim
Birde benden olan
kendimi bin parçaya böldüm
Toprağa her can verdiğimde
Erken yaşlandım bu hayatta
Bir cehennem uyur içimde
ara sıra coşar hasretinle
söz dinlemez asidir
hicranım var gönül kafesinde
bir ateş büyür benim içimde
arındırır beni aşkın gölgesinde
Bir çocuk var hep geride koşan
İsmini şeklini hiç bilmediğim
Ama umudu var herhalde
Durmadan koştuğuna göre
Çünkü hayatı çözmüş bu çocuk
Hayat bir koşuşturmacadır
Bir derdim var
bahardan uzak kış mevsimi içinde
bir derdim var
kayıp ve yasak bir sevdanın diliyle
Vakit geldi derdime yanayım dedim
Bir düş kurdum baştan sona sen
mevlam nasip eder mi bilmem
esen yel hasreti bize yar etmiş
yaşamak isterdim el ele göz göze
Kavuşmadan ayrılık olur mu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!