Hepimiz birer yansıma isek
Hakikat ne aynamı
Her yansıma kendi aynasına gömülür
Şimdi ayna bir mezar oldu
Yani hakikat hem ölüm hem yaşam
Ama bizler birer yansıma olduğumuz için
Zindana düşen uçurumu sordu
gök karardı gitti yeryüzü kaldı
yeşeren güller hep belaya vurdu
ne uçurum ne de pranga vardı
Kavgasına şiir yazdı bir yiğit
Neden yaşayamıyorum ben
sevmeyi hayat bilmişken
ve sevgiyle doluyken
bu zindan kimin böyle
günahım ne bilmiyorum
intihar gibi yaşıyorum
Hadi vur diyorum gözlerinle
Ben ölürken ses çıkarmam
Ama yüreğim hala kıyametler de
Görmüyorsan tamamdır
Duymuyorsan tamamdır
Yüreğin titremez uçurumlarda
Kafes içinde
Tıngırdama sesi
Önce öldürdüler
Sonra uyandırdılar
Gök kubbede yankılanan
Tanrı bunu istiyor bilmecesi
Yağmur yağıyor aşk çağrısı gibi
ve toprak kokusu alıyorum
rüzgar içindeyim kalbim asi
gül seyrinde aşka dalıyorum
Şimdi ıslak bütün düşlerim
Ben bir kulum
Hayatı anladığımda
Ölüme razı oldum
Ama yine de görmedim
Ağız tadında bir ölüm
Hep yaşarken ölenlerden oldum
İnce bir pusudayım yine
Hasretin dalgasında savruluyorum
Gözlerin geliyor aklıma inceden
Yüreğim titriyor hemen oracıkta
Sana bu mektubu siperden yazıyorum
Öyle bir gece
Öyle bir karanlık ki
İnsanın vurulası geliyor
Yanlış duymadın arkadaş
İnsanın vurulası geliyor dedim
Gecenin muhabbeti iyidir
Bazen kendini bulmak için düşmek lazımdır
Kimi düşüşler kalkınmaya en büyük dayanaktır
Kimi yangınlar uçurum diplerinde hayattır
Kimi mektuplar tutsaklıktan geçer özgürlüğe ulaşır
Kimi insanlar çürüyen zindanlarda dikiş tutmayan yaradır
Kimi zaman özgürlük bahar tadında bir tutsaklıktır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!