Aşk, bir aynadır aslında,
İnsanı kendine döndürür sessizce.
Sevdiğin yüz — senin özündeki sırdır,
Ve her bakışında kendini tanırsın yeniden.
Sevgi, iki ruhun kesiştiği bir çizgi değildir,
Bir bakış — evrenin nabzı orada atar,
Gözlerinin kıyısında doğar anlam.
Bir an, zaman eğilir sessizce,
Ve ben, varoluşumun özrünü hissederim sende.
Kalp, bir düşünce gibi kırılgan;
Aşk, bir varlık değil —
kendini düşünen bir varoluş.
Ne sevenindir, ne sevilenin;
ikisi arasındaki ince sızıda doğar,
bir bakışın içinde anlamı sorgular.
Gözlerinde parlayan yıldızlar saklı,
Her bakışın, binlerce şiire denk.
Aşkınla tutuşan bu deli gönlüm,
Sende buldu en derin, en özel rengi.
Bir nehir gibi çağlar içimde sevgin,
Karanlıkta ellerim titrerken,
Kalbimde eski korkuların gölgeleri vardı.
Her biri bir put,
Her biri zincir,
Her biri beni senden uzak kılan duvar.
Kendi karanlığımda ördüm bu ince duvarı,
Suskunluğum ipektendi, sabrım ise derin.
Kalbimde sakladım o kadim, yakıcı harı,
Bekledim vaktini, o en tılsımlı kederin.
Dar geliyor artık bu göğüs kafesi bana,
Aşkın bir kulpu var, görünmez bir çember gibi
dokunduğunda içini titreten,
tutuştuğunda seni kendine çeken.
Ne tam kavranır,
ne de bırakırsın kırılmadan;
Mahpusluk anne
Şimdi anlatamadığım bir hayat
Uçurumlar nefes alır durur
Sustukça hayat bulan var mı
Eceli tarif etmeye hiç gerek yok
Aklımızın ermediği bir hesap bu
Aşk —
Bir başlangıç değil, bir dönüş.
İnsanın kendine, kendi içindeki sonsuzluğa yürüyüşü.
Ne bedende doğar, ne gözde biter;
Bir fikir gibi başlar, bir varlık gibi büyür.
Aşkın mezarı cana oyulmuş,
Gecem gündüzüm yasa soyulmuş.
Kalpte yangınlar gibi koyulmuş,
Her gözyaşında izi duruyor.
Gittiğin yollar bana dar gelir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!