Sana vurgun yüreğim, bir kere değil, bin kere,
Her bakışın düşerken, içime kor, sessiz yere.
Sözlerinle yanarım, susuşunla dağ olurum,
Sen ne dersen de, ben hep sana var olurum.
Bir gülüşün yetiyor, tüm kışları unutmama,
Güzelliğin cenneti yaşamaktır
çirkinliğin cehennemi ise azap
hayat bu yaşıyorsun yanıyorsun
ve asla uslanmıyorsun
Ah ben öyle bir haldeyim ki
Ah be sevgili
yine bir kuytu köşedeyim
yüreğimde düğüm düğüm hasret
ve dışarda deli bir bahar sevinci
gökyüzünde kördüğüm tüm uçurmalar
Ben diyarbakırlıyım kardeş
Burası da mezopotamya
Asi rüzgarın serpildiği yer
Biz biliriz sürgünü
Biz biliriz yanmayı
hasret yüreğimizi del eder
Ah memleketim ah
Yine yasaklarda yine kayıplardayım
Cehennem uslanmıyor artık eskisi gibi
Belki de çoktan ölmüşüm
Kendimi saracak bir toprak bile bulamıyorum
Durumum halim bu kadar acıklı işte
Bir gece çöktü ki gönlümde dağlar,
Yıldızlar sus pus, rüzgâr da ağlar.
Senden kalan bir çift söz, bir bakış,
İçimde hâlâ yanar, hâlâ yakar.
Gelmedi sesin, yollarda sessiz,
Ak kız, saçlarında ilkbahar serin,
Gülüşünle başlar yeryüzü yeniden.
Sen geçince yollar susar, dinlenir,
Bir şiir olur her adımın benden.
Tenin ay ışığı, sözlerin meltem,
Ölçü verir hayat akıl gibi delilikte durmadan ölçü ister
Aklını yitirmemiş delilik her zaman ilham verir
Deliliği yitirmiş akıl heyecanı olmayan hayata benzer
Atomu parçalayan biri ne kadar akıllı olabilir sizce
Ve ya deliliği ne ölçüde kötü zararlı olabilir ki
Dünün delileri bugünün dahileri değil mi
Akşamın düşüncesi çöker içime,
gün, kendini yavaşça inkâr ederken.
Işık çekilir,
geriye sorular kalır—
cevaplardan daha ağır.
Beklendi bir köşe başında,
Kimse görmedi gözlerini.
Bir ismin eksikliğiyle doldu akşam,
Dili sustu, ama kalp anlatmaya devam etti.
Konuşulmadı hiç,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!