An gelir, susar kelimeler,
Bir bakış yeter anlatmaya.
Kalbinde saklı bir ezgi gibi
Çalar hayat, usulca, yara yara.
An gelir, düşer aklına eski bir gün,
Bir rüzgâr eser içimde usulca,
Tozlu bir defter açılır ansızın.
Sayfalarında eski bir gül kurumuş,
Kokusu bile kalmış yarım yarım.
Bir pencere kenarında kalmış sesler,
Hayat…
Bir soru gibi başlar nefesle,
Cevabıysa hep başka bir soruda gizlenir.
“Niçin varım?” der insan,
Ve sessizlik, kadim bir bilgelikle gülümser ona.
Senin adın,
ruhumun en derin suyuna düşen
bir ışık halkasıdır—
yayılır, genişler, beni bana hatırlatır.
Aşk, belki de
Ey kor aleviyle beni yakan aşk cemresi
Zaman yorgun şimdi biliyor musun vakit durgun
Bir ben varım ah aşk ile vurgun
Şimdi tüm güzellikler şiirdir aşk cemresi
Sürgün yedim gözlerinden bir gece,
Ne veda vardı, ne de bir kelime.
Sessizlik giyinmiş ayrılık gibi,
Sustun... ve ben düştüm kendi içime.
Yollara düştüm, bilmediğim sokaklar,
Sana vurgun yüreğim, bir kere değil, bin kere,
Her bakışın düşerken, içime kor, sessiz yere.
Sözlerinle yanarım, susuşunla dağ olurum,
Sen ne dersen de, ben hep sana var olurum.
Bir gülüşün yetiyor, tüm kışları unutmama,
Bir nehir coşar içimde, adı aşk,
Çağlar durmadan, akar durmaksızın.
Gözlerinde bulur son durağını,
Sonsuzluğa uzanan bir yol başlar.
Her bakışın, bin şiire bedel,
Aşk…
Bir kelime değil, bir sükûttur;
Evrenin kalbinde duyulan ince bir nabız.
Ne göze sığar, ne dile,
Çünkü aşk — varlığın en yalın hâlidir.
Geceye damlar kırk kilitli kapşonlar
Ayaklar yerden kopmuş kafalar dumanlı
Herkesi keser hafiften kapıdaki hanzolar
Gaza gelen gelene gel de dağıt bu havayı
Gaz biter ama bizim kopmakta yine dalgalar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!