Bir yürek taşıdım köz gibi içte,
Sessiz gecelerde yanar tek başıma.
Rüzgârlar savurdu nice düşleri,
Ama eğilmedim, bir söz uğruna.
Dava dediler, bir çağrıdır sanki,
Zaman, görünmez bir nehir gibi akıyor,
Bizse kıyısında oturan gölgeleriz.
Her an, elimizden kayan bir damla;
Ne tutabiliriz, ne bırakabiliriz.
Var olmak;
Bizi Gören Var
Biz gönül gözüyle görürüz
Hüzün demini alınca
Vakit hasret olur
Zincirler kırılır dar ağaçları çürür
Bize vurulan darbe olur
Ben böyle bir kıyamet görmedim
adı ben ile başlıyor
sonu ben ile bitiyor
ben bu zulmü daha önce gördüm
adı hiçliğe sürüyor
sonu bir kıyamete benziyor
Ve sonra gözlerime baktı
Elveda der gibi
Ama benim ölmeye mecalim bile yoktu
Ve o benim Azrail’im olamayacak kadar bana aşıktı
Ama yok yine de ters giden bir şeyler vardı
Yoksa bir suskunluk muydu içimizi yakan
Ey gönlümün şiiri tebessümü aşk yarim
Yangın bakışlarında kaldı savrulan kimliğim
Özümüzde aşk vardır paslanmaz prangalarla
Gül kokusu değmiştir zindan yüreğimize artık
İki avuçluk değildir yandığımız ateş bilirsin
Soğuk hücre demir parmaklık kör pencere
Tutsaklık bile özgürlüğe anlam katmıyor artık
Kopmuş kıyamet sabır yine yetim dağılan biz
Maviyi tutan gökyüzünün rıhtımında bir nefes
Ben varmaya degil yanmaya geldim
Sen yanışımı kabul et allahım
Kabul etki kül degil kul olayım
Aşk deryasında aşkı bulayım
Sevgili sevincim benim az sevmedim güzel huyunu
Dil-i biçare gönül ruhum alev almış sönmüyor
Gözlerinin çeşmesinden içerken zemzem suyunu
Adam duymuş ney sesini
Görmüş gönül hanesini
Bir muhabbet dönüyormuş ulu orta
Aşkın şarabı helal ile haram arasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!