Zamanın tozlu aynasında bir gölgeyim şimdi,
Kuru bir nehir yatağında uyanan rüya misali.
Dudağımda bin yıllık bir çölün susuzluğu,
Avuçlarımda seraplardan kalma o gümüş buğu.
Nerededir o tılsımlı su, hangi kuyudadır?
Sana gelişim bir kavgaydı aslında,
Kendi içimde kopan sessiz bir isyan.
Sevda dedikleri gül müydü, diken mi?
Ben en çok kanarken sevdim her zaman.
Bakışların sertti, sözlerin keskin,
Uzun bir yolun sonunda değil,
Bir bakışın sessizliğinde bulduk birbirimizi.
Ne kadar uzağa gitsek de,
Kalpler hep aynı yerden yankılandı.
Kavuşmak — bir varış değil aslında,
Gölgelerde ışığı duydum
Rüzgarda deli bir ıslık
Beni bana fısılda sevgili
Ben seni duyarım aşk diye
Ne şiirler ezgilerde bakıştık
Bizi bize duyuran aşk oldu yine
Neye yanacağımı şaşırdım
bu hasret dolu sancılarla
yaşadıklarıma mı yansam
yoksa yaşayamadıklarıma mı
bilemedim bu hasretle
Bilemezsin yüreğimin bu kaçıncı yanma asrıdır
acının surlarında kaçıncı tutsak oluşum
anlatamam anlayamazsın beni heval inan
kör aynalarda kalmış paslı prangalarız biz
Acıların bağrından kopmak isterken usulca
Tozlu bir defterin arası şimdi sen,
Yıllar öncesinden kalma bir düş gibi.
Dokunsam dağılır hayalin elimde,
Hatıralar gibi sessiz, hatıralar gibi gizli…
Bir zamanlar gülüşünle aydınlanırdı sokaklar,
Hatırlamak, zamanın geriye açılan bir penceresidir —
ama o pencereden baktığında
hiçbir şey seni görmez artık.
Geçmiş, ellerimizden sızan bir ışıktır;
dokunmak istersin,
Sen aşksın her daim sevgili
Hayal edilen solmayan gülsün
Gönlüm hasretinle yaşlanır
Kalbimin sır mabedi sevgili
Yağmur damlası düştü ateşime
Hayat kimi zaman bir bumerang cehennemi,
Kimi zaman da tümüyle bir yaşama sevinci
Hayatta öyle şeyler var ki dostlar,
Yapsan olmaz, yaksan hiç olmaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!