sesi kesilsin diye galaksinin üstünü çiziyorum
ölüyor müjgan
yüzümde çarşaf çarşaf medeniyetsizliğin terimiyle savaşıyorum
diyorum ki, pedofili gözlerindeki o son pişmanlıklar
o son kırmızı
o en son kırılan dal
her halükarda üstüme bulaşan incir yaprakları
diyorum ki, başını koyduğun o lekeli yastık annenden kalma
sırtında kırılan odun parçaları babandan
o muhteşem cümle ihtilasına uğratan çekirgelerin de
çimlerde hakkı var
ve biz saçkıranlar olarak
bir türlü
saymadık kaçı kaçtan çıkardı insan
hani diyorum ki, kırkı kırklamışsın da
öğrenememişsin yine suyun rengini
su rengini
içinde saklar
al bu ucu kaçmış çoraplar da senin olsun
ne de olsa tüyü bitmemiş şiirlerin
hatırına dönüyor dünya
hani diyorum ki, dal nereden bilsin
çiçeğin türküsünü
körün öyküsünü
şu uzayan nehir, şu kısalan ağaç gölgeleri
hepsinin bir ünlemi var
sen şimdi lafı sırtında da taşıyabilirsin
at gözlüğü de takabilirsin
cünüp günahlarınla da sevişebilirsin hatta
otlara şifa diye akan
su bilir
çimler razı değil
şimdi al bu soytarı cümleler de senin olsun
yalancının mumu yatsıya eğilsin
boyu devrilsin fillerin
şadiye'nin de beli kırılsın icabında
sen otur tırnaklarını afiyetle kemir
suyun derine akan rengini chevaux léchant la boue (çamur yalayan atlar)
nereden bilsin.
hadi dehhh...
Özge Özgen
Kayıt Tarihi : 7.04.2022 00:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!