Ekim gelmiş
Ben seni daha göndermedim ki eylül
Kasım geldiğinde de göndermeyeceğim
Üstüme beyaz örtü
Saçlarına
Annemin beyaz tülbentleri örtünene kadar.
Elimde tuttuğum eylül yaprağı
Derdini gülümseyerek anlattı
Bir zamanların mevsimler çırağı
Aşka düşmenin tahtına ulaştı
Hüzünler zamanı başa sarıyor
'' Bazı anneler büyük acılar yaşar.''
Kalbinin büyüklüğü kadar. Dünya nasıl da küçükmüş
Bunu bebeğim taşınınca anladım.
Ve kalbim
Kaç dünya etti ardından
Bunu anlatamam.
Gölgeler dolaşıyor az ötede.
Boylu boyunca yatan ceset canlı.
Sokak lambalarının gözü fal taşı gibi açık.
Kuytu bir köşeye gizleniyorum hemencecik;
Bir kedi miyavlaması kendini sokağa salıyor.
Ben hangi rüyanın yuvasını bozduysam böyle.
Samimiyetsiz bir kalabalığın
En fiyakalı yalnızıyım...
Tezat düşeni
İyi niyetime düğümleyip durmam
Bağımı koparır atarım...
Sahip olduklarını, Allah'tan tapusunu almış gibi övünen insanlar var!..
Kız Kulesi,
Galata Kulesi seni seviyor.
Kalbinden bir yer bulmuş
Gözlerinin ta içine bakmakta.
Uzat ellerini
Sen de onu seviyorsun.
Tetiği çekmektesin kalemim
Ben hüznümün gece bekçisiyim
Uykunun önünü kesmekteyim
Buyur on ikiden vur kalbimi
Ah, yokluğuna dizilmekteyim
Ey kıymetli yol!
Aşka yürümek Hakk'a yürümekmiş.
Ey kalbime hükmeden prenses!
Ölüp ölüp dirilirken,
Sanma ki boş durdu ellerim;
Sarı papatyalardan taç yaptım sana;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!