Ne vakit
Yaşamaya heves bulamasam
Ben o tren garından
Kendimi sırtlanıp dönüyorum eve.
Bilemezsiniz
Nefesimin merdivenlerini nasıl çıktığımı.
Çocukları için ayaklarını zincirleyen kadınlar bilirim ve adamlar
Ne kötü bir şeydi kanatlanıp gidememek
Oysa gökyüzü üstümdeydi
Kalbi zehirli dilinin yuvası
Vagonları insafsızlıkla dolu
İşte ben bu yüzden kalbine binip gidemedim
Ellerimde kınalı ayrılıklar var;
Omuzlarımda Kabil neslinden ölü kuşlar.
Hafif hafif silkeleniyorum,
İncinmesin yer ve toprak;
Bu yük çok ağır.
Uykum hiç gelmiyor artık
Acın müsade etmediği için.
Seni rüyamda görürüm diye
Zorla uyutuyorum kendimi.
Sonra bi' bakıyorum hemen uyanmışım.
Kızıyorum kendime.
Ayaklarımın arkasında sürükleniyorum
Bir kanadım gökte
Bir kanadım yerde
Sesler geliyor ötelerden
Sesime karışmış
Üstüme beyaz bir bulut örtülmüş
Aya şiir yazıyorum
Saçlarımdaki yıldızlar etrafına toplansınlar
Şu bulutlar
Gözlerime mendil olacaklar
Acıları güz rengine boyamam
Bazen zaman dört duvar
Dört duvarı gülüşünüz aşar
İçiniz göğe kaçar
Ayda evim var
Yıldızlar komşularım
Öyle tepeden bakıyorsun ki
Düşüşün çetin olacak!..
Başaklar doldukça eğiliyor;
Bak da ibret al...
Kendi kusurlarını bitirdin mi de?
Aşık Veysel'imi
Kılığından kıyafetinden dolayı
Ankara'ya almamışlar
Bir de sazını kırmışlar
İçi kılıksızlar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!