Neşter dünleri kanatıyor
Tabip yaramı saramıyor
Ömür söküğü dikilmiyor
Yarınla aram açılıyor
Eylül nefesini aratan
Avaz avaz
Bir şiir var şimdi içimde
Öyle savruk
Öyle kavruk.
Ne kaleme sığar bu
Ne gözden taşar
Sözüm ona raflarımda tozlanacaktım
İsteğim üzerine
Şimdi yığın yığın düşüyorum
Kibrit uçlarına.
Avuçlarımın içindeki ıslak dualara
Hasretinin ellerinde yırtılmış fotoğraf gibiyim kimi zaman
Epey vakit alıyor, parçalarımı bulup aynaya yapıştırmak
Uyku saatlerindeyim, gözlerim baş yastığıma
şiir yazacak
Düşe kapılan yüreğim, ıslak şiiri yağmurlu yüzün sanacak
Tara gitsin.
Ölünce kıymetli olunuyor.
Beni yalnız
Kurşun kalemin ucundan kırılan
Kurşunlar öldürsün.
Tabutum da kurşun kalem olsun.
Uykunun kapısında
Kirpiklerimdeki çiçeklerle bekliyorum seni.
Beni içeriye al.
Beni hiç ölmemişsin gibi karşıla.
Mutfak çay ve yemek koksun
Ellerinden yine.
Yeryüzü gidişini savdım
Sıradaki gökyüzü.
Beni kuşlar taşısınlar
Yurduna.
Ömrüm
Hiç bütün olamadık değil mi?
Bir yanımız hep yarım.
Arkası yarın değil
Arkası yarımmış hayatın.
Bugün yoksan
İkiye bölünmüşsündür.
Beynimle kalbim ayrı kutup
Bedenimse aralarındaki sur
Tek bir yol bulundu uzlaşmaya
Karar verildi Rus ruleti oynanmanya.
Beynim silahım, kalbimse kurşunumdu.
Başıma dayanmış silahımın
Sağanak sağanak hüzün depreşirken içime
Yüreğimden vurulduğum o yerden;
Varlığının rüzgarına kapılırım bedensiz.
Her kanat çırpışım
Bir damla daha can alır benden.
Nedeni derindir yeğin gözyaşımın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!