Bugün de hüznün trafiğine takıldım
Güne yığılan sensizliği aşamadım
Anıları kirpiklerime sıraladım
Yarınlara tüm heveslerim tepetaklak
Yılların yollarına canımdan fırladım
Küçüğüm!
Sen
Hangi yıkık ülkenin çiçeğisin?
Saçlarında
Bir avuç toprak acısı ağırlığı.
Baharların sökülmüş
Sende kalmışlığımın bağrından koparcasına
Bir sancı var
Yola çık
Saatlerin ileriye sarıyorken henüz
Ayırmalıyız hasretleri
Dedi ki:
Sen uyurken
Yüzüne baktığımda anladım.
Hüzün hiç uyumazmış..
Eylül! söz yaprağa düştü
Vur sinene!
Efkar toplamak istiyorum.
Şair mutluluğa ölmez
Hadi eylül! hüzün içmeye.
O ansızın öldü
Herkes hüzün taşımıyor insana.
Bağırlarında bir taş var gibi
Kendilerinden başka kimseyi
Ne duyuyorlar, ne görüyorlar.
Bir kalp taşımak varken
Öyle bir kuş tüyü kadar hafif ve narin;
Hüzünlerim üzüm bağlarım
Yapraklar ömürden sayfalar
Aşk cennetten dolan şarabım
Sendeleyerek olmaktayım
Eylülün razgarlarındayım
Sen gittin
Ben arkamda gölgeni sürükledim
Hüzünlü gecem
Dizlerimin üstüne çöktüm
Kendimi dumanıma gömdüm
Gözyaşımı kahkahamın içinde akıtmayı öğrendim;
Bu yüzden biraz hüzünlü, biraz tebessümlüyüm...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!