Gece yarasında güneş doğmaz bilirim.
Özlüyorum işte vakitsizce...
İnsan içini en çok gece dağıtır...
Ne zaman kaçmak istesem bu şehirden
İçimdeki gurbete esir düşüyorum.
Yine suskunluğum mühürlendi dudaklarıma
Cümleler dilimde mavi kelepçe.
Ne zaman koparmak istesem mavileri
İki göz oda olsa yeter diyen
Yara bere içindeki mavi bir umuda
Tutup zincir vurmuşlar
Kilitleyip yarınlarını.
İteklesen aralanacak ölüme uykusu.
Ya o kapı yakılsın
Kurtlar beni ırmağa iterken,
Öksüz kalan kuzularım gibi
Anne diye meledim anne.
Reyhan çiçeklerine kokumu bırakıp,
Denizin beyaz köpüğünü giyindim
Gözlerimin mavisini hatıra salıp
Mayıs, sen mayıssın!
Ne bu temmuz havaları?
Güneşten azıcık beri dur.
Hadi buluta dur.
Ben balkondayım
Çay hazır.
Bugün İstanbul'a
Sağanak sağanak güneş yağdı
Millet sırılsıklam pişti.
Kendinden geçip bayılan asfaltlar
Hâlâ sersemler.
Gölgelerin kendine hayrı yoktu
Sabırla yamadığım yaralarımdan daha iyileşmeden
Hayat beni alıp hiç ummadığım yerlerden söküyor.
Mecburiyetin müebbetinden kurtulmak istedikçe
Mezara konulur gibi daha da derinlere düştüm.
Zemini çürük başlangıcın işçisi olduğumdan beri, üstüm, başım gözyaşı.
Bıçak kemiğe dayandı;
Ben hüznümden sarhoşum;
Siz dünyalığınızdan...
Üzümünüzü
Ağzınızı şapırdatmadan yen
Yüreğim bulanıyor.
Sizinle nasıl biter bu yol?
Zamanı en başa sarsan da
Saatler bozuldu, kalp kilit vurdu
Yolcu yoluna koyuldu
Sen bir belkiye sarıldın
Umut varla yoruldun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!