Belki de şiir kolik olduğum için
Geceyi içiyorum gözlerinden.
Ahh yine uykusuz uyanacak sabahlar
Yorgun ve bitkin düşeceğiz yollarına
Kırmızı şiirler sereceğiz.
Hiç mi hiç gelmeyişlerine
Sen sözünden dışarı çıkmışsın
Çayın soğuk, ekmeğin bayat.
Çiçekleri de sulamamışsın
Evimiz sararıp solmuş.
Bu eller, bu sözler yabancı.
Tutmaya çalıştığım hıçkırıklarım
Boğazımda düğüm düğüm
İdam ipinde canım kesiliyor.
Nefesimin neşterinde kanayan yaram
Neresinden tutsam ki tesellisizliğin
Yarına kabuk bağlayamıyor düşlerim.
Kırlara gelmiş duygu seliydim
Dönüp dolaşıp denize ulaştım
Uçsuz bucaksızlığa bulaştım
Soğuk bir hara bırakılıp yakıldım
Küllerimi hisardan sığınak yaptım
Kaçıp içime saklandım, saplandım
Biraz üşütmüşüm
Aslında çok üşütmüşüm
Hiçbir şey yokluğun kadar üşütmediği için biraz diyorum.
Gözüm yaşarıyor biraz da
Bak yine biraz dedim
Evlat acısı: Etrafı dört duvarla çevrili, kapısı, penceresi olmayan içi ateşle dolu bir odada cayır cayır yanmaktır.
Ayaklarınız yerden kesilir. Evladınızın hayalinden başka bir yere sığdıramazsınız kendinizi. Ne yer sizindir ne gök.
Asla normal davranamazsınız. Çünkü kendinizde değilsinizdir.
Normal haliyle, oturuşundan, kalkışından, ne konuştuğundan haberi olmayan tek pencereli insanlar, sizi yargılamaya kalkarlar... Bu insanların en fazla sahip oldukları şey hadsizlikleri...
İstanbul kara bürünüyor
Çocukluğum çıkageliyor
Beni alıp köyüme götürüyor
Bacada dumansız hasret tütüyor
Evimizin gözleri söz yaşı döküyor
Ben senden önce
Bulut dolusu ağlardım.
Sen gittin
Gözyaşım göğü kapladı.
Bugün doğum günün.
Söylesene can tanem
Yere göğe sığdıramadığın
Tek heceydi hazinen.
Ayaklarını yerden kesen
Bulutlara binilir mi hiç?
Tozu dumana katmış geliyor.
Özlemek, ne kalabalık bir işmiş.
Azala azala kayboldum.
Ben neredeyim anne?
Gelip bulun beni.
Can tanem
Son nefesinin hangi zerresindeyim?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!