Ne vakit dokunsam ömrüme
Yaşamaktan yana
His yok, düş yok.
Yemek yok, içmek yok;
Tadı tuzu alınmış her şeyin.
Toprak yüzümü süslemekte.
Kiraz ağacımızın tepesine çıkıp
Anne kuş oldum diye bağırırdım
Bir elim dalda, bir elim havada
Normal halimle uslu
Kuş halimle başına buyruk çocuktum
Düşersin dallara tutun diye bağıran anneme
İnsanın gülüşleri yıkılır mı?
Gülüşlerim yıkılıyor yüzüme
Adın dudaklarıma.
Yıkıldı sen gidince gök kubbe
Canı çekildi İstanbul'un
Şu deniz gözyaşı
Şu solan günler güllere karışsa;
Bu dünyadan gitmeden önce,
Nefesimle dans etmek istiyorum.
Gelsin çocukluğum,
Gelsin gençliğim,
Her nefes verişimde
Sana
Bir kuş havalanıyor içimden.
Her nefes alışımda
Boğazımda kalıyorum.
Hüzün gönül teline vuruyor
Dilimde türkümüz uyanıyor
Söz yaşlarına mendil yetmiyor
Ak güllerine sarılıyorum
Uzun ince yollarında kaldım
Şimdi, akşamüstü gözlerim
Hep, yanına doğru uzanan
Ah, göbek bağımız bağlansın
Anneliğim umut taşısın
Ayrılıkların canı çıksın
Bugün doğum günün.
Ben yine bi yas daha aldım senden.
Yokluğun doğuyor kirpiklerimde.
Kalbime saplanan her sancı
Binlerce kurşun.
Avuçlarımdaki gözyaşı
Bilmiyorum göğsümden kaç bin kelebek uçtuğunu.
Döner mi ki günlerim saat on iki'ye vurmadan.
Takvimin sayfalarını koparmayı bırakmam
Gidenlere engel olmuyor.
Candan bakınca dışarıya bir garip oluyorum.
Kimsesizlik ne zormuş.
Avuçlarında can kırığı olmayan beri gelsin
Yaralı kuşlarımız var
Gök yüzüne dolmuş.
Nerede bu can ağrısından inilecek durak
Bilen beri gelsin.
Ne uzun bir yol bu ağrı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!