Yokluğundan yağış alan
Orman yağmurlu gözlerim
Uçsuz bucaksız özlemim
Yine yolumu kaybettim
Sesimi bir daha duysan
Aylardan nisan
Tülbentin çiçeklenmiştir annem.
Nanelerin, kekiklerin
Ellerinden öpüyordur hasretle.
Sen gitmedin ki beş nisanda.
Ceviz ağaçlarında
Düştü rüyamda gördüğüm
Ey benim güzdeki ömrüm
Kışa koşar çiçek açtım
Ben bir hayalden uyandım
Çözülmesin bu kördüğüm
Güneşi üstüme serseniz ne olur
Bedenim buz kesmekte.
Biliyorum biliyorum
Beyaz bulutlara sardınız beni,
Başınızın üstünde yerim,
Sallıyorsunuz beşiğimi,
Masal okuyor
Eee eee e bana
Uyuyup da büyüyeyim hüzne
Ne kötü yönetiyor
Nasıl da zedeliyor
Düşlerimin ağrısından duramıyorum
Bu sancı nasıl geçer ey hayat?
Bir uyku boyunda uyuşup kalsam
Bıçak altına yatırılsa ızdırabım.
Acımdan kaçtıkları gördüğümde
Acımı alıp kaçtım hepsinden...
Acının sesini kısmak için
Sabahtan akşama kadar müzik dinliyorum.
Gece oluyor
Başımı yastığa koyar koymaz
Acının nakaratı
Sağır ediyor kulaklarımı.
Bu şarkı niye
Böyle vuruyor beni
İçime bir ağrı çöküyor
Nefes alışım aksıyor
Acımın tek tanığı yine benim aralıksız...
İnsan, uyurken içinin acıdığını, yüreğinin yandığını hisseder mi? hissedermiş meğerse duyguları ete, kemiğe büründüğünde...
İnsanın duyguları ete, kemiğe bürünmüşse; bu, acısının tanığı sadece kendisinin olmasındandır...
Herkesin kalbi var da herkesin kalbinde duyacak kulak, görecek göz yok.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!