Sınırsız sevmeli diyorsun
Yağmur gibi yağan sevgime
Bir bardak suyu esirgedin
Çölünde gül nasıl serpilsin!
Cılız sevgini ben besledim
Biz seninle ne güzel şiir olurduk
Sen, ölçü, uyak, nazım derdin
Ben, dik kafalı gider nesir yazardım
Nazıma iyice yaklaşır, yine tası tarağı toplar kaçardım
Huyumu, serbest bakışlarında sulardım
Sen, saçlarımı ölçülü tarardın, sana uysalca uyardım
Bizim hüznümüz
Özümüze yansıyor.
Bu yüzden
Aynalarda değil
İçimizde görürüz kendimizi.
Kahkaha atanların bazıları
Sensiz, her şeyin bir tarafı yok.
Ekmeğin ucu koparılmamış.
Çayı koymamışsın ocağa.
Romantikliğin tutup
Kahvaltı hazırlamamışsın bize.
Haydin diyen sesin nerelerde?
Ki onlar bu dünyaya hiç ait olamadılar.
Ya bir kaleme ait oldular ya bir fırçaya.
Kiminin taşın üstünden değdi kanadı göğe
Kiminin kaleminin ucundan.
Hep bir göğe hep bir göğe baktılar
Yarım yanlarına.
Hüzünlü bir el dolaşıyor üstümüzde.
İki aydır bu hep böyle.
Ne vakit hasat etmeye gelse
Yüreği titriyor ayrılıktan.
Bugün de öyle halde.
Bu defa çayını, çikolatısını alıp geldi
Gün doğdu güneş de
Sesler dışarı çıktı kuşlar da
Annelerinin elini tutmuşlar çocuklar
Çiçekler renklerini saçmışlar
Fırıncı taze ekmek kokusu salmış
Çay kokusu saldım
Bilmem kaç kez
Parçalarımı ruhuma yamadım
Hayatımın elimden alınışı bağ ağrısı...
İnsan öncelikle kendine aitti...
Kapısız, penceresiz dünyayı
Pamuk ipliğine bağlı yaşıyoruz
Yaşama düğüm atıp durmak nafile
İhmal ile ölümle buluşuyoruz
İnsanın can yakması en ağır sille
Çaresizliğe çırpınıp duruyoruz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!