Önceleri kahretmezdim içimdeki yangına. Sabrın namlusundan çıkan her kurşuna aldırmazdım. Nice cemre'ler düşmüştü şu yorgun bağrıma, bir bilsen nice, nice. Gecelerin tespih danelerinde sevdanı çeke çeke geldim bugünlere.
Sen yokken, yönünü kaybeden gemilere aldırmaz, umudun karelerinde çocuklarla körebe oynardım. Dualar ederdim mevsimlerin kara döngüsüne, göçmen güvercinlere sular verirdim ellerimle. Sen yokken, anlamsız kavramları anlamaya çalışmazdım.
Bu hem yaşamak, hem de ölüm labirentinden bir bilet de ben aldım şimdi. Bir tas su, biraz kuru ekmek ve aşkını sarıp çıkınıma girdim bu girdabın içerisine. Bir tek selamını umarım hayattan, birde sevdanı. Erken sabahlarda sıcaklığını arar, ıslak avuçlarımda ellerini özlerim.
Kırkbir yerinden yamalı şu gönlümün yara berelerini sararken ellerinle, bu göçebe yüreğim çakıldı kaldı yerinde. Yıllardır gözlerim aka aka milli kuyulara, kahkahasız geçen ömrümü saldım enginlere. Hıçkırıkla yoğrulan bir oyun'muş oynadığım nicedir, nicedir senmişsin beklediğim. Yokluğunda, acının çiçekleri döllenirken mevsim bahar'mış, kış'mış umurumda değil. Umurumda değil yaşamak bile sensiz.
Evet Yağmur Gözlü'm. Yağmur olup yağ üzerime. Uğultulu ormanlarda kaybolayım istersen. Görünmez kelepçeler sıksın dilersen bileklerimi. İstersen sonsuz okyanuslara yolcu et beni. Yada, sür beni yeryüzünün tüm savaşlarına. Yeryüzünün tüm avcılarına av yap beni, istersen kırayım bütün kafesleri.
Elimde değil, istesem de kopamam yüreğinden. Kopamam ellerindeki o muhteşem güvenden. Serçe kıvrımı dudaklarının öldüren zehrini içmeden yaşayamam. Sen, sönmüş volkanların can damarı, sen, ha bugün, ha yarın yolunu beklediğim. Yazım, kışım, baharım, kimide sonbaharım. Mevsim mevsim sevdam, yağmurum, soğuğum, sıcağım. Sen, akşamların bittiği yerde ortaya çıkanım. Sen, üstüne türkü olup, halaya durduğum, uçurduğum tüm kuşların kanadında bulduğum. Sen, sen, sen. Senden ötesi yok, yok işte...
Kilitsiz, paslı ve sürgüsüz hücrelerde
İçinin tufanları yüreğini salladığında, gir imgelerime
Kimselere aldırmadan, gözlerini dik yüreğime.
Ben, kirli sokakların kaldırımlarında yürümeyi unutan,
Sevginin parke taşlarını onaran bir sevda işçisiyim.
'Gelince yanıma, kal biraz. Sessizliği arala sıcacık ellerinle.
Konuşma istersen, saç sözlerini, yanımda usulca soluk al.
Kelimeler fırtınalara tutulsun, dalgalara kapılsın,
Geniş bir çarşaf gibi sessizliği ört üzerimize...'
Klâsik bir müziğin melodisiyle girdin dünyama. 'Merhaba'nda yıllar öncesini yaşattın bana. Gözlerinin bozkırlarında gezinen içimdeki yılkı atları ezdiler göğsümü. Derin bir sızıyla ciğerlerimi dolaştın, tarifsiz bir iç çekişle dağladın yüreğimi. Unutturdun bana eskimiş, bir kenara atılmış kahrolası sevdalarımı.
sancıyla büyüyen bir özlemin derinliklerine
denizin dalgaları hüzün taşıyorlar durmadan
kırmızı ağlarken yoruluyorum düşünmekten
kaybolmuş bir zamanın anıtlarını arıyorum
yoksun işte yüreğimdeki hatıralarla öksüzüm
—Ağıtlarla açan bir gülsün sen
Öfkemin tetiğini hoyratça çeken-
Şafak kırık, eskimiş kağnılar penceremde
Fildişi boynunun upuzun kavimlerine yürüyorum yıllardır
Yüreğinin patikalarından geçtim, ah nice afetler yaşadım
Onulmaz bir yaraydı zaman, sessizlik ovalarına taşındım
Yoldum içimdeki iyileşmez yaraları, uzaklara savruldum.
Isırdıkça etimi güneşlere tutulur, gökyüzünde bulutlara bölünürüm
Kırptıkça gözlerimi keklik atışı göğsünde uykulara dalarım şimdi ben.
Ay ışığını kıskandıran lale bahçelerin dağıtır küskün duruşlarımı,
Böler uykusuz bakışlarımı ve siler mevsimsiz yaşayışlarımı.
Bir çınar gölgesi dinginliğinde üçe bölerim yaşadığım mevsimleri seni düşündükçe. Ellerin pamuk, gözlerin deniz, yüreğin ceviz bahçeleri ve güneş sözlerinle ak bir yurt düşlerim seni sevdikçe. Hangi yıl, hangi mevsimdir yaşadığım bilmem, bilmem sensizken yaşadığım günleri, ayları, yılları ve öptüğüm dudakları. Çınar yüklü kervanlar geçer usumdan, diken tarlalarında koşar, kurşun sesinde yatar ve çürümüş gövdemi seyre durarım sensiz.
Senin gözlerine sokulunca
Sular dökülürdü isimsiz şelalelerinden
Tüm renklerin en kutsal anası olurdun
Kuşlar tüylerini serperdi yüreğine.
Ben aşkın uslanmaz militanı
Yıllardır sürgünde ah çığlıklarım
Büyüyor ruhumdaki uzaklıkların
Delirmiş sürüler içinde şaşkınım
Bir şişe içinde sana yolculuğum
Ya sar yârim şu yüzyıllık yaralarımı
Fırtınalı bir limanda, yokluğunu bile bile aşkı beklemektir, seni sevmek
Yorgun adımlarımla geçtiğim köprülerde adını düşlemektir seni sevmek
Aşkın, çelişkinin, incinmişliğin ve düşlerin rotasıdır gülüm seni sevmek
Bir ömrün nadide anı, bu yüreğin varlığınla gurur duyuşudur seni sevmek




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.