Bir şiir de sen sal mavi denizlere haydi
Karıncalar taşısın evrenden barışın imgelerini
Uyumsuz siyahları yok et, sevgili et dizelerini
Bahar dallarına as sevginin eşsiz kalemlerini.
İstersek, dağlara çizeriz aşkın bütün resimlerini
İzini geride bırakan telaşlı bir gün kesiğiydi kaçışların
Efsunlu gönlümüzün zindanlarında aşk hep mahpustu
En büyük sevdaların kapısından dönmüştü yüreğimiz
Korkularımızın korkunç uçurumlarında yapayalnızdık
Derinliğini bilmediğimiz düştü oysa avuçlarımızdaki
Delirmiş düşüncelerimizin sabır hatlarını geçemedik
Sana teyellenmiş sevdalar biriktirdim
Sonra bir şiir yazıp küllerime serptim
Erken kucakladım emsalsiz sevinçleri
Temmuz uykusuzluğuma beleyip seni
En umarsız anlarıma adını maskeledim
Sulu sepken bir düşünüş var ömrümün çatısında
Su içerken kurumuş yapraklar, ben boğuluyorum
İmlasız mektuplar çoğalıyor ruhumun kutusunda
Yanık sesli türkülerin mızrabıyla aşkı çağırıyorum
Kalabalık tezgâhlarda curcuna, tüm yüreklerde elem
Parmaklarım okşarken delirmiş hasretin çizgilerini
Yorgun bir gün sızıyordu penceremden içeri
Az önce girmiştim oysa
Seni beklerken, bir yıldız yağmuruna tutulmuştum ben
Sevdanın mayınlarında parçalanırken de, seni bekledim
Şimdi, kurşunlara yürek, sevgilere çiçek olmayı öğrendim
Attım yüreğimi yılanların sevişmelere durduğu gecelere…
Sevdalara küskünlüğüm başladığında buldun beni çocuk parklarında. Görmediğim şehirlere götürdün beni. Ayakkabım lastikten, mintanım yamalıktan örülüydü. Kış aylarında limon çalardım bahçelerden. Grip olmazdım, ama hapşırırdım yalnızlıktan, ara ara sevdalar, 'çok yaşa' derdi arkamdan. Çoraplarım delik, yüreğim tamdı inadına. Yazın yılan kovalardım komşumuzun bahçesinde. Çöpçüler karton toplarken çöplüklerde, kafam karışırdı benim de. Çok şey öğrendim senden, kavga etmeden. Beraber tutuşturup yakardık yürek sobamızı. Doğuda çocuklar üşürdü, biz söndürürdük ateşi, onlardan öğrendik karda kızak kaymayı. Varoşlar kazılırken, biz delikanlı yürürdük kaldırımlarda.
Öfke sağanağına tutuldu gönlümün iskelesi
Yığınak yapıyor aşk, yıkıldı sevdanın güvertesi
İmlasız yakarışlar içinde kanıyor yaram sürekli
Devrilmiş bir sehp/ayım, ölümler nikâh şahidi
Yarınsız uykularımın gecesindeyim, irin akıyorum
İnanç soytarı krallığında kayıp
Utanç kendi mezarını aramakta
Mağaralarda kadınlar aşkı doğuruyor
Ayrılık düşüncesiz bir yenilgi sofrada
Kanlı mamalar yiyor çocuklar tabaktan
Solgun bir yüzü rüzgâr okşuyor
Seni üşüten o büyük titremenin sığınaklarında,
Yarınlarını yok eden depremleri ben de yaşadım.
Sanki içimde asırlardır seni bekleyen bir yelkenli duruyordu
Ve seni uzaklara, çok uzaklara götürmeyi işte o an istedim.
Gecelerin suskun kelimeleri vardır, konuşmayı sevmeyen. Bir akrep kıskacında kıvranır dakikalar. Sönmüş yıldızlar son bir gayretle ışımak ister gökyüzüne sevdasını. Ay kıskanır, güneş saklandığı yerden ayrılır ve bu garip devrana yağmur bulutlarıyla gözyaşı gönderir.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.