uçup savrulup üstüme kondu küllerin
günlerce yalnızlığı çizdiğim kıyılarımda
aydınlığı umarken ansızın ışıksız kaldım
sen karanlığa açılan tüm kapılarını açtın
yüzümü döndürüp karanlığına
Ellerin uzun bir geceydi
Ezik ve karanlıktı yalnızlık
Konuşsak dağılacaktı belki
Bir çöküntüydü sis ve ayrılık.
İçimizdeki sıcacık odalarda mutluluğu paylaşmak uğruna gözyaşlarımıza acılarımızı sarıp sarmaladık yıllarca. Bulutların altında durmaksızın giden bir trenin aynı yolcularıydık. Uzak o istasyonun çivileri sökülmüştü raylarından. Ve o trenin arkasından durmaksızın koşan çocuklar gibi geçirdik hayatımızı.
Bir masal devinden masum bir dilektir seni sevmek,
Seni sevdikçe, seni yazdıkça kalemim sonsuzdur hep.
Görkemli bir bahçe, uzak bir ülkedir belki de yüreğin,
Gözlerin, saçların, ellerin, dudakların ve Eylül’dür sözlerin…
Ne zaman bulutları okşasam, avucuma tutunur saçların
Yağmurun oluşturduğu minicik göletlere şiirler atarım umarsız
Ve göçmen kuşların ardından umutsuzca öylesine el sallarım
Hangi kapıyı açsam, hangi kapıyı çalsam umarsız bir hikâye hayat
Devrilmiş medeniyetler erdemin kabuğuna saklanmış asırlardır
Bezgin hafızamızda kaybedilmiş ve hiç kazanılmamış savaşlar
Sevinin uzak dağlarına serptim şiirlerimi
Yağmalanmış kentlerce viran ah yüreğim
Masallar gizledim üşümüş avuçlarıma yar
Kanaması geçmeyen bir bedende sensizim
Yörüngesi hesaplanmamış ayrılık masalarında
Gecenin en ağır makamındayım
Paslı bir hançer sokuluyor gövdeme
Yaşanmamış yalnızlıklar hücremde
Aşkın ağır cezaları kesiliyor adıma.
Kahırlı bir azap bakışlarındaki soru
Seni bekleyişlerin koyu gölgesindeyim yine
Sayıklamalı günlerce eğildim damarlarına
Sürgün gibi yürüyor içime arsız gülüşlerin
Kaldır yüreğini uykulardan ilişiver gönlüme.
Sevginin hiçbir romanını okumadık biz, hiçbir acının gramerini çizmedik
Fışkın kelimelerle, tenimdeki kırışıklıklarla hüzzam bir şiirdir sana yazdığım.
Soytarı bir gülüş, mevsimsiz gülüşdür kimi zaman aşk, bıçak gibi sokulur yaramıza.
Kaçtıkça bizi kovalayan bir muamma, kunduz ısırığı gibi dokunur hayatlarımıza
Acıların ve sevinçlerin gecelerde erkekliğini soyunan çığlıklarında dudağımızdan göklere savrulan sigara dumanlarının macerası gibi kısadır düşlerimiz. Uçarı ve dingin dertlerin hüzne dönüştüğü anlarda kaçkın oluruz dertlerimizden, bıçkın oluruz zevklerimizden ve terimizdeki tuza dokunur, depremlere tutulmuş bir sevda gibi mutluluğun şarkısını söyleriz.
İnce sızılar kıyılarında ruhum
Gökyüzümde binlerce güneş
Çığlığım dünyaya sus pus
Kında kılıç, ormanda avım.
Gizli bir kıyımda şimdi yüreğim
Direncini yitiren raylarda gelincik gölgesi
Suyla harman acıların surlarında yiğitliğim
Kulağımda eski kurgulu mağrur bir masal
Mutluluk arıyorum gelinlik kızların çeyizlerinde
Avucumda dünden kalma an artığı hüzünler




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.