Selahattin Yetgin Şiirleri - Şair Selaha ...

Selahattin Yetgin

Kör bir akrep zehrini zerk etti yüreğime, aşkın oldu panzehiri
Dağladı sonsuz acılarımı zaman, örümcek ağında oldum talan
Gecemin tarlalarına şiirler ektim, yıldızlaradır hep merhabam
Bütün mutlulukların ‘keşke’ kapsülünde erir hep sevdayla insan


Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Uzak denizler düşlüyorum yorgun usumda
Yüzüme çarpan dalga seslerinin yosununda
Dinle çığlığımı ey sevgili belki uçurumunda
Seni yitirmeye korktuğumca var olacaksın

Islak yıldızlara ve deniz kızlarına ağ atarken balıkçılar

Devamını Oku
Selahattin Yetgin





Sevdalı düşlerimin coşkularına sordukça yüreğimin adresini
Yağmur kokan ellerinin sancısına sürerim kavlı dudaklarımı

Devamını Oku
Selahattin Yetgin



Fildişi boynunun upuzun kavimlerine yürüyorum yıllardır
Yüreğinin patikalarından geçtim, ah nice afetler yaşadım
Onulmaz bir yaraydı zaman, sessizlik ovalarına taşındım
Yoldum içimdeki iyileşmez yaraları, uzaklara savruldum.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Isırdıkça etimi güneşlere tutulur, gökyüzünde bulutlara bölünürüm
Kırptıkça gözlerimi keklik atışı göğsünde uykulara dalarım şimdi ben.
Ay ışığını kıskandıran lale bahçelerin dağıtır küskün duruşlarımı,
Böler uykusuz bakışlarımı ve siler mevsimsiz yaşayışlarımı.

Bir çınar gölgesi dinginliğinde üçe bölerim yaşadığım mevsimleri seni düşündükçe. Ellerin pamuk, gözlerin deniz, yüreğin ceviz bahçeleri ve güneş sözlerinle ak bir yurt düşlerim seni sevdikçe. Hangi yıl, hangi mevsimdir yaşadığım bilmem, bilmem sensizken yaşadığım günleri, ayları, yılları ve öptüğüm dudakları. Çınar yüklü kervanlar geçer usumdan, diken tarlalarında koşar, kurşun sesinde yatar ve çürümüş gövdemi seyre durarım sensiz.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

sancıyla büyüyen bir özlemin derinliklerine
denizin dalgaları hüzün taşıyorlar durmadan
kırmızı ağlarken yoruluyorum düşünmekten
kaybolmuş bir zamanın anıtlarını arıyorum
yoksun işte yüreğimdeki hatıralarla öksüzüm

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Kutsal bir ışığa avuçlarındaki aşkla yürüyorsun
Dudaklarındaki sularla ipek yollarına gidiyorsun
Ay gizlenmiş yüreğinde, tanrılar gözlerini süzüyor
Sessiz çığlıklar atarak bedenimi sularla yıkıyorsun.

Eski bir medeniyetin kutsal kolyesi yansıyor boynunda

Devamını Oku
Selahattin Yetgin





Bir dalgınlık anıdır gözlerinde kalmak
Fikrimin gün batışlarına sarılmaktır ah

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Üzüm gözlerin gönlümün zindanlarında
Yıllardır kutsal bir aşk içkisine dönüştü.
Senin sevdan, illâ senin sevdan,
Şu yüreğime bir ay, deniz ve güneşti...

İçinin sellerini boşaltmadan önce, gözlerin böylesine bıçkın, böylesine turkuaz düşmemişti yurduma. Ellerinin bahar salkımları gövdeme ağınca yeşillendi bahçelerim, ufkum aydınlandı ve yeniden sevdaya düştüm. Sen aklanınca masum çocuklar gibi gülümsedin gözlerime, omuzunu eğen yükleri boşaltınca pazarıma, ılık ılık bir sevda düştü yüreğime.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Dağların en yücelerine çıkıyorum yine. Karlı yücelerde bağdaş kurup oturacağım. Sevginin hikayesini anlatacağım yıldızlara. Şu kısacık ömrü yalınayak yürümüşüm, farkında olmadığım güzellikleri elimin tersiyle itmiş, yaldızlı güzelliklere kanmışım. Sevmenin kolay olmadığı bu yerkürede kırılgan şarkılarla dost, vefasız insanlarla sırdaş olmuşum.
Yağmurlar yağmış mevsimlerce üstüme. Öfkelerimi toprağa tohum gibi ekmiş, her baharda açan öfke çiçeklerinden buket buket derlemişim onlara. Sahte gülücüklere kanmış, canımı verdiklerime kendimi hırpalatmışım. Yılmamışım, her fırtınada çadırımı toplamış yeniden çıkmışım dağlara. Rüyalarda gerçeği, günlük yaşamda sahtelikleri yaşamışım her an. Umutlarımı vermişim çocuklara. Onlara söğütten düdükler yapıp çığlıklarında mutlanmış, deli ırmak kenarlarında huzurla uyumuşum.
Mevsimler dönmüş durmadan. O mevsimlerin hızıyla öğünmüşüm un gibi. Çilelerimi yumaklara sarmış, yüreğimin katran nasırına göz yaşımı belemişim. Kaypak sevgileri gönlüme merhem niyetine sürüp acıların zehrini içmişim kana kana. Gözlerimdeki yaşı anılarla silip, sahte sevgilere ağıtlar yakmışım yıllar yılı. Yaşamın isimsiz tortularını biriktirmişim seni seven deniz yüreğimde.
Bu yıllarca ovalarına akan boz bulanık çaylarım da durulacak elbet. Aka aka ülkenin ovalarını yerle bir edecek, millerin seni bana getirecek. Denizlere ulaşacağım, mavi umutlarım olacak benim de. Yıkılan, sular altında kalan kentlerim görecekler gök yüzünü. Göz yaşlarım boşuna akmayacak bir daha. Bunca sevmişliğim, sana yanıp yakılmışlığım da bitecek gülüm. Sonbaharda yaprağını döken her ağaç beni anlatmayacak bir daha.
Bir it gibi yaralarımı yalaya yalaya döneceğim hayata. Kanatlarımın üstünde evreni taşıyacak kadar güçlü olacağım. Tüm denizlere olta atıp melez zevklerimi tatmin edeceğim. Kokunu da atacağım içimden ve aşkın gibi sensizliğe de alışacağım. Yüreğindeki kirli döşeklerden bir şafak vakti kalkıp hiç bilmediğin, beni asla bulamayacağın uzak yüzyıllara yürüyeceğim.
Her gün yeniden okudum bana yazdığın son oyunu. Kimseyi karıştırmadım aktörlüğüme. Papatya falları açtım sevginin yapraklarını yolarak. Nereden başladıysam hep sen çıktın karşıma. Kendime alkışlar sundum beni izleyenlere inat. Sevgilermiş düşünceleri harmanlayan, yalnızlık daha sana doymadan kalkmış soframdan. Ellerimin yara bereleri sana isyanımdan, gönlümün, sana vurulmuşluğumun dışa yansıması anlayacağın.

Devamını Oku