Selahattin Yetgin Şiirleri - Şair Selaha ...

Selahattin Yetgin

Mavi öpüşlerimizin, tutkulu sarılışlarımızın yoksul olmazlarında
Rezil ve umarsız tutsaklıklar yaşayarak, çevirdik mevsim çemberini
Çocuklardan öğrendiğimiz sevdayla körebe oynadık yeşil baharlarda
Çalındı oyuncaklarımız sakladığımız yerden, öksüz kaldık sokaklarda…

Bölünmüş ırmaklar gönlüne mayıs gülleri taşır uzak ülkelerden. Mutluluğu yok sayarak içimi aldatıyorum öfkelerimiz kapılarımızı çalınca. Seninle ben, tam da yaşamı ve sonrasını kutlarken, belirsiz kederlere bölünüyoruz. Belki de hüzne batırılmış bir sevinç, rüzgara tutulmuş bir huzur düşlediğimiz. Camla kurulmuş bu sevgi sarayında sevmek farkındalıksa eğer, yüreğimizdeki ay tutulmalarını içimizin güneşlerine sermeliyiz.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Dize saçlarının kıpırtılı gülüşlerinde
Yüreğin imgelerime kanlı bir düştür
Eylül nakaratlarımda patlar sözlerin
Sende kalacak kanayan tüm güllerim

Gözlerinin deM/inde saydam bulutlar

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Gözümün katmanlarına işledikçe aksin,
Baygın bakışlarında çocukluğuma döner,
Paslı çemberimin tiz sesiyle avunurum,
İlk aşklarımı anlatmak gelir içimden.

Dudağındaki mut'u tatmak, parmak parmak,

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Hayat üç boyutlu bir yanılgıdır kimi,
Kimi de kağıttan gemilerin denizidir.
Gönlümüzün uçsuz bucaksız enginlerinde,
İlk öpüşün sıcaklığıdır aslında unuttuğumuz…

Sözcük dalgalarına tutkuludur yakamozlar. Işıltıların sessizlikle seviştiği anlarda bir yarasa kanadı değer geceye. Fısıltılar tedirgin saatlerin dişlilerine tutunarak sarılırlar yıldız yansımalarına. Gece, utangaç giysilerini atar omzundan aşağı ve titrek mum alevleri yenik düşerler ihtiras rüzgarlarına.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Yüreğinin koridorlarında bir şölendir seni sevmek
Sevginin ve aşkın döşeğinde oturup seni beklemek
Bulut yüreğinden yağmurlar dökülür ansız yüreğime
Köpüklü denizlerimizde birbirimizi bulmaktır sevince yürümek.

Sevginin hasret dikenleri acıtınca canını bir küskünlük ağar dallarına. Yüzyıl ötelerden, ellerinin büyük boşluğuyla uzattın yüreğini yüreğime. Bir karınca sabrıyla, bir kartal bakışıyla ve avını sabırla izleyen bir arslan edasıyla yakaladın firari yüreğimi. Senden önce ruhumun yangınlarıyla halaya duran, öfkemin metruk istasyonlarında hiç gelmeyecek bir trenin yolunu bekleyen biriydim.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Gökteki yıldızlar da tutulur istersen,
İstersen, yakamozlara dokunabilirsin
Kuşlar kanat çırpar millerce uzaklara
Uzaklık kavramı da aşılır,dilersen! ..

İçimin çağlayanlarını ülkene yönelttiğimde, karabasan fırtınalarım kuşatır çevreni. Ellerimdeki kır çiçekleri ve gönlümün yıkık duvarlarında asılı silüetini rüyalarına salıp, bitimsiz öpüşlerim sana ulaşınca, usumda saklı duran sözcükler çıkar kozasından.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Bunca yıl hüzün yağdı göğsümün boşluğuna. Bunca yıl kırık ikindilerde el salladım ömrümün defterini tutan yıllara. Korkularıma alkış tuttum gün ortası. Yokluğunun tortulu kuyularına taşlar attım, yankısını dinledim bir zaman. Dilimden sökemedim sevdanı. Hoşçakal dedim ömrümün katmerlenmiş acılarına. Yüzümü alevinden uzak tutup, karınca dehlizlerine daldım. İzimi kaybettirene dek yürüdüm oralarda.
Bu mevsim de sensiz geçecek, biliyorum. Biliyorum, ne zaman ellerine uzanmaya niyet etsem, ellerini çekeceksin ellerimden. Gözlerini dikip uzaklara, anılarının kırlangıç yuvalarına çamur taşıyacaksın. Sıvalı duvarlara dalıp dalıp anlamsız iç çekişlerle dolduracaksın ömrünü.
Buralarda, sensizliğin kulaklarımı dolduran çınlamalarında yaşamaya alıştım artık. Her akşam seni beklemek çok fazla kahretmiyor beni. Kısacık sohbetlerini, kahkahalarını, zaman zaman gözlerine inen yaşları özlemiyorum anlayacağın. Sen yanımdayken buzdan kaleler oluşuyor çevremde. Ömrümce yıkılmayacak bu kalelerin içerisinde sonumu bekliyorum.
Kolay değil. Elbette nice zorlu hendeklerden atladık birlikte. Bir zamanlar, fırtınalara aldırmaz, depremlere siper ederdik göğsümüzü. Küçücük mutluluklardı otağında bağdaş kurduğumuz. Ellerimiz hiç ayrılmaz der, gözlerimiz başka hiçbirşey görmezdi birbirimizden başka. Sen yamalı sevdalarımı söktün içerimden, ben bir kenara fırlattığın aşklarını unutturdum sana. Yıllar geçti, fırtınalar dindi, yağmurlar yağdı, duruldu sevdamız da mevsimlerce.
Bir rüyaydı bitti dedik sonra. Bu rüyayı biz bitirdik belki de. Gidince biter sandığım korkularım gerçeğe dönüşünce, korkmaktan da kurtuldum. Sen, ellerinin zemherisinde çılgın bir ömür sundun bana. Gülüşlerini cam bir kavanoza koymuş, içimdeki yangın saatlerinde çıkarırdım, ömür diye. Yalnızlığımın ayak seslerinden kaçmayı bile unuttum artık. Kör kurşunlara rastlamıyorum kara gecelerde. Utangaçlığının izlerini sildim ellerimle defalarca. Gözlerinin karasına kömür çalıp tonlarca, olmayacak dualara diz çökmeye bile boşverdim.
Şimdi, yanıbaşımda dursan da, gözlerime bakmaktan yorulsan da, aldırmıyorum anlayacağın. Yokluğunun beni kahreden saatlerini geri getirmesen de, utangaç hallerini soluyorum uzaklarda bir yerde. Beynindeki soru yumaklarından kurtulmuş, bu yalancı dünyanın düzenine ayak uydurmuşsun sende.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Çamurla gamı karıştırıyorum kalaysız bir çanakta
Terli arzuların irinli çukurunda parçalı bir yalnızlık
Suskun düşlerin yanık kalemiyle aşkı karalıyorum
Ruhumda esrik bir uyku, gönlümde eski korkular

Sevinin ufkundan geçiyor çığlığa tutunmuş vapurlar

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Mısırlı Ramses de inanmıyordu aşk’a
Bu yüzden de gözlerini mumyalatmadı
Yüzyıllarca piramitleri dolaştı sessiz
Rastlayamadı aşk tanrıçası Kleopatra’ya.

Firavunlar aşka inanmazlarmış. Bu yüzden piramitlerde mumyalanarak öte dünyaya uzanmayı düşlemişler. Nice savaşlardan, nice katliamlardan sıyrılıp piramitlere sığınan firavunların hikayesi hala giz dolu ve çözümlenememiş bir lahit gibi duruyor tarihin tozlu sayfalarında.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Zeytin ağaçları diktim gönlümün kıraçlarına
Bu fındık kabuğuna sıkıştırılmış bir yürekle
Yüzünün gülümseyişlerini resmettim aşkla
Dalgalı denizlerde sevdaya gidiyorum inatla.

Yalnızlık üşütünce adımlarsın kıraç toprağını

Devamını Oku