Her düş/ünüş kendini yiyip bitiren, gövdemizin asi coğrafyasını kemiren doyumsuz bir kurttur,
Her bahar yorgun gövdemizden aşkın kuşları havalandığında da, saatler kendini tüketen yokluktur.
Yüreğine tutunarak uzandım sesinin dallarına
İsyankâr gülüşlerimizle büyüdükçe tohumlar
Güller çürüyor yaşamın sarı denizlerinde
Düşlerin onarılmış bahçelerine indi güneş
Nefes nefese bir yaşamın penceresindeyim
Dilimde bir şarkı, toprağı eşiyor karıncalar
Saçlarımda yangınlar, asi rüzgârlar uçuşuyor.
Bilesin ki sevgili, yorgun kuşlar getirecek sonsuza dek sana yazdığım sevda şiirlerini
Bir masal atı olacak aşk, ne gecenin ayazı, ne de zaman aşındıramayacak dizginlerini
Kayıp ülke olacak mutluluk, her adımda sonsuzluğa taşıyacağız biz kutsal düşlerimizi
O yangının aleviyle, o gönlümüzdeki ölümsüz aşkla fısıldayacağız birbirimizi sevdiğimizi
Avucumuzda güneşi özleyen düşlerin ıslanmış biletiyle şafak düşürürüz günlerin yaman ağrılarına, aralık bırakılmış bir kapıdan girebilmek için. Bir gülümseyiş ağrısıdır görmek istediğimiz, ya da unutulmuş bir merhaba. Kayıp yıldızlara yüklediğimiz şiirlerle koşmak isteriz yaşamaya, ardımızda bir toz bulutu bırakarak. Anlar düşleri beslerken, anılar üşüyen göğsümüzden düşerken garip bir bekleyiş masalıdır ruhumuzdaki keskin bıçak, kıpırdadıkça doğrar döşümüzü, seven yüreğimizi içten içe kanatarak.
Sevdanı içimde nasıl taşıdığımı bir bilsen,
üzerime doğrulan tüm namlulara gövdeni atarsın.
Sana sevdamın adresi kodludur, belleğimden düşmez,
içimden silinmez, yuvasından çıkacak bir mermi,
kızışmış bir kav olur, ite, çakala aman vermez! ..
İncinmiş bir damlaca şiir düştü yüreğimden
Soğuk ellerinde yaşamın ansızın küle karıştı
Sancılı vakitler kuru toprak arıyordu kendine
Bedenimin iltica odalarında aşk hep mağluptu
Aldırışsız renklerin asi ruhunda limitsiz ayrılıklar
İki bölümlük bir filmdir hayat, bugün ile yarının birleştirildiği
Sevgi ektiğimiz yaşam ovalarından nefreti toplarız her bahar
Yangınlarla olgunlaşan bir sahnedir kâinat, acının depreştiği
Umutlar çalarız alnımıza, emanet tohumlarla geçer mi kışlar!
Sonu gelmeyen bir yaşam bildirisidir yüreğimizdeki, yokluğa, tokluğa, aldanışlara ve yangınlara direndiğimiz. Yüzümüzün güneşe dönük suretlerinde savruk bir anın parçasıdır aslında yalnızlık, toprak sarsıldıkça korkar, gök delirdikçe hayatın ne kadar anlara şahit olduğunun farkına varırız.
Üzeri silinmemiş acıların batık kentlerindeyim
Yüzeye çıkarken bir güneş uzanıyor ellerime
Yalın kahkahalarla ansızın mutlanıyor bedenim
Kaybolmuş medeniyetlerin sevda çözüntülerinde
Hazin bir günlüktür hayat, boş şişelere ittiğimiz
Mutluluğu resmetmek için mücadele ettiğimiz.
Sancıları kendi zarında saklıyor gece
Sessizliğin mahzeninde üşüyor hece
Berelenmiş bir yürekte onca bilmece
Geçiyor yıllar, döndürebilmek ne çare.
Üzerini yüreğinle çizdiğin bütün harflerde
Canla başla kurulmuş bir dünyadır tadın




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.