Rüzgar hep böyle ters yöne esince
seninse gözlerin benden yanaydı
esaret bir alevdi gülüşlerinde
çarpardı muştular umut duvarlarına
ben yüreğimde asılı denizler bıraktım
kor dudaklarının kıyılarına...
Bad-ı saba açtı yine hüzün perdesini
Öptü gözlerinden güneş mor dağların
Gönül özler uzaklardan o yârin sesini
Eski bir türküdür adı kayıp sevdaların
Bad-ı saba açtı yine hüzün perdesini.
Sabah sabah penceremi açtım da
Eski hüzün güne düşmüş sevdiğim
İçimde dürülüp kıvrılmış zaman
Bir parçası düne düşmüş sevdiğim.
Gönlümde demlenen o eşsiz maya
Eskimeyen gülü olmalı insanın
ıslanmalı yağmurlarıyla nisan'ın
yükledim yüreğime mor dağları
sevdaya doğru her göçüm de
ahıma düşer kaybettiklerim
eskimeyen bir gül kalır içimde...
Üşürdü saklım da bugün, ağlardı yarın
Sesleri kesildi mavi kuşların
Kuşları da vurdular gelmezler artık
İmbadı vuruldu saklı umutların.
EY GÖNÜL!
Kendini ne sandın, bu kuruntu ne!
Öyle bulunmaz cevahir misin sen?
Hükmün mü geçer karıncaya, cin’e?
Süleyman misali mahir misin sen?
Yok artık, kurtarmaz bizi bu hayat
Amelden, ilimden, irfandan başka
Masivayla geçer, kısa ömrümüz
Ne kaldı ki zarar ziyandan başka!
Emanet; emanet, işte bu yaram!
Düşerken gözlerin bir mavi güle
bir tek seni sevdiğimi unutma
bir buse kondurda nazlı sümbüle
sana gönül verdiğimi unutma!
Ne güller büyüttüm bir ıssız yerde
Düşsel
Bembeyaz güllerle beklerdim seni
İpek saçlarına hasret bıraktın
Yorgun gözlerime bakışlarını
Daldırıp hüznüyle ıslanacaktın
Teessürle şöyle baktım aynaya
Yüreğim derinden yarılır gider
Gözyaşımı kattım içtiğim çaya
Duygular ruhuma sarılır gider.
Dağların sırtında yine boran kar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!