Gülün gölgesine düşünce üşürdü yağmur
Bengi su ırmağına beni de düşürdü yağmur.
Dökme gülün yapraklarını ey hazin rüzgâr!
Eli yüzünde yâr, neylersin dağların üstü kar.
Saffet Çakır
Üşüsem, istemem ateşi, narı
Duman gibi içime dolan gelsin
Gülüşüyle eritip karlı dağları
Gönlümde gül misali olan gelsin.
Saklım da kanıyor bir eski yara
Senin gözlerin başka
Senin sözlerin başka
Beni dipsiz bir aşka
İter senin gözlerin.
Bahar zamanı gibi
Gül gülüşlüm kalbime güller eker
Beni bir sonsuz ummana çeker
İçimizde olmuş belli ki şeker
İkimizi kaynatıp bal eylemişler.
Mademki yanarım sevda narına
Gül koynuna düşen hasretim
Dünyadaki varlığım, ahretim.
Sevdanın verdiği hazla yaşarım
Yüreğine dokunduğum nazla yaşarım
Dokunsan yüreğime fazla yaşarım
Seni öyle sevmiştim ki
önce garibine gitti.
Ve ben seni öyle sevmiştim ki
Alev alev yanan Kerem gibi,
çaresizmiş gibi, verem gibi
Seninle içimde bir sancı başlar
Elimde değil ki gözümde yaşlar
İstemem kimseden ipek kumaşlar
Senin bir hasırın ser olsun yeter.!
Senmi aşktın yoksa aşkmı sendin?
Artık vakit çok geç kapat gözlerini
Kopardı zaman kırdı zincirlerini
Topla artık tası tarağı, keşke’lerini
Gölgeler uzamış gün aşmak üzeredir.
Serçelerde gitti, kanaryalarda
Akşam üstü kapansa da kapılar
Besmeleyle başlar duamız bizim
Şafağın ardında başka şafak var
Tek vatan Türkiye sevdamız bizim.
Ey şanlı mazim, aziz ecdadım!
Ve Sen!
Ve Sen, bu sevda yolunda;
Susadıkça içmeye mecbur kaldığım,
mataramda ki tuzlu suyum...
Dönüşüm yok biliyorum, ben buyum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!