Belki nasipti, bilmediğim anda
Bu münzevi dilime bir tat düştü.
Karlı dağlarda hem kış ortasında
Bana boz bulanık bir hayat düştü.
Ben alışığım yanan mor güllere
Bıraktın beni en zorlu seçime
Sussam, susamıyorum ne çare
Erimiş kurşun gibi çöktün içime
Küssem, küsemiyorum ne çare!
Sevdamı bıraktın sabrın yeline
O kadar güvenme gençlik çağına
Nefes senin değil, can senin değil.
Hazan gelip düşer gönül bağına
Bu yurt senin değil, han senin değil.
Şu doğan güne bak, batana inat
Bir ay var elimde bir güneş benim
Sayende oldu senin, öğretmenim.
Görüyorsa baharı bu gözlerim,
Gül damlası bağlar senin eserin.
İlim, irfanla kuşandın zamanı,
Şimdi sana ben desem ki sen hâla
İçimde kıpraşan cansın sevdiğim
Damarımda, ölüme çeyrek kala
Hayat veren kızıl kansın sevdiğim.
Demiştin ya, saçıma düştü aklar!
Güllere küstüm de bir sana küsmedim
Adın düşerdi aklıma gün kana batarken...
Hüzün yaslanırken dağların sinesine
Sarktı gölgeler yolumun üstüne..
Akşamın alacası süzülüyor şehirden
Demet demet gül dikerim bastığın yere
Adını yazdım şiirlere hem göklere
Ben bittim sevdiğim vuslat kaldı mahşere
Süzülüyor gözlerimden sel yavaş yavaş.
Üstüme senden başka gölge eğilmesin
Ah ruhumda tüten ayaz!
Mevsimler ötesi nadide yaz
Bende bu sevda sende naz
Gülüşünde erir mevsimler sevdiğim.
Sevdam sığmadı kaleme satıra
Sevda ateşten muamma
Bir gün olur düş anlarsın
Gözlerinden damla damla
Süzülürken yaş anlarsın.
Habersizken şafak söker
Issız bir köşede kalmışken ben
Ayak sesini alsam uzaktan
gölgesi düşse içime gülüşlerinin
Artık üşütmez yağan kar beni.
Şefkatinle içir çeşm'inde ki ırmaktan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!