Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • ilham kaynağı olmak23.02.2010 - 20:09

    The Veronicas - In Another Life...

  • lost22.02.2010 - 22:14

    ...

    Grieg Holberg Çağından adlı Süit'ini 1884'te, sipariş üzerine bestelemiştir... Şair Ludwig Holberg (1684 1754) yazdığı tarih, bilimsel, politik, felsefe ve tiyatro eserleriyle Danimarka edebiyatının kurucusu sayılır... Kuzeyin Molière'i olarak da kabul edilen ve arkadaşlarına Latince mektuplar yazan, hanımlarla Fransızca konuşan, köpeğine Almanca emirler veren, uşaklarını Danimarka dilinde azarlayan Holberg'in 200. doğum yılı nedeniyle, önce solo piyano için Barok stille romantik unsurların bir karışımı olarak yazılan, çeşitli ülkelerin danslarını da yansıtan beş bölümlü süitin, bir yıl sonra besteci tarafından yaylı çalgılar için düzenlemesi de yapılmıştır... Bir Prelüd ve dört Barok çağ dansından oluşan süitin biçimi, aşağı yukarı J.S.Bach ile aynı yıllarda yaşamış olan Holberg'in çağının stilindedir...

    ...

  • acemi balık21.02.2010 - 19:27

    ...

    Prenses, küçük tanrıların oyunlarını uzaktan denetleyen yüce bir tanrıça gibi, mahsus biraz geride, yanlamasına konmuş, mercan kayası gibi kıpkırmızı bir kanepenin üzerinde oturuyordu; yanındaki, muhtemelen ayna olan geniş, camsı yansıma, suların gözkamaştırıcı billurunda bir ışının böldüğü, dik, karanlık ve sıvı bir bölgeyi hatırlatıyordu... Kimi deniz çiçekleri gibi hem tüy, hem taç olan, iri, beyaz, kanat gibi havlı bir çiçek, prensesin alnından aşağı, bir yanağı boyunca inmekte, yanağın kıvrımını cilveli, sevdalı, canlı bir kıvraklıkla izleyerek, adetâ bir masal kuşunun yuvasındaki pembe bir yumurta gibi, yanağı yarı yarıya örtmekteydi... Prensesin saçlarının üzerinde, kaşlarına kadar inen, sonra daha aşağıda, boğazının hizasında devam eden, kimi güney denizlerinden çıkan beyaz deniz kabuklarından ve aralarına serpiştirilmiş incilerden oluşan bir file vardı; dalgaların arasından yeni çıkmış bu deniz mozaiği arasıra karanlığa gömülüyor, o zaman bile, prensesin gözlerindeki parıltılı hareket, derinliklerden bir insan varlığını haber veriyordu... Prensesi alacakaranlığın diğer dilberlerinden çok daha üstün kılan güzellik, bütünüyle ve tek başına, somut olarak ensesinde, omuzlarında, kollarında, endamında yer almıyordu... Ama endamının o hârikulâde, tamamlanmamış çizgisi, kesin bir hareket noktasıydı; göz bu kaçınılmaz başlangıcı, olağanüstü güzellikte, ideal bir figürün koyu karanlıkta yansıyan hayaleti gibi, kadının etrafına dolanan, görünmez çizgiler halinde uzatmaktan kendini alamıyordu...

    ...

  • kült film20.02.2010 - 16:16

    'Yaju no seishun' (1963)

    Seijun Suzuki

  • film replikleri20.02.2010 - 16:14

    - It seems to me, there are two kinds of men, one who learns to play Bach and Handel, only to play 'I Kiss Your Little Hand, Madame' and the man who learns to walk step by step so that one day he might climb Mount Everest...

    (A Canterbury Tale)

  • ilham kaynağı olmak19.02.2010 - 21:29

    Julie Manet (1878 - 14.7.1966) 'Growing up with the Impressionists.'

  • cancağız17.02.2010 - 21:16

    Aç kapıyı ben geldim
    Safa geldin hoş geldin

    El ediyor el ediyor
    O yar beni del'ediyor

    Çuha da yelek ekl'olur
    Çirkin seven dertl'olur

    Sen de yanık ben de yanık
    Sular akar boz bulanık
    Eller de uyur ben uyanık

    Sever isen güzel sev
    Güzel merhamatl'olur

    El ediyor el ediyor
    O yar beni del'ediyor...

  • sistemi okumak17.02.2010 - 20:31

    Forgotten virtuosi - Violin showpieces from the early 17th century - Jonathan Talbott

  • izahtan vâreste17.02.2010 - 20:16

    Art thou troubled? Music will calm thee
    Art thou weary? Rest shall be thine
    Music, source of all gladness heals thy sadness at her shrine
    Music, music ever divine
    Music, music calleth with voice divine

    When the welcome spring is smiling,
    All the earth with flow'rs beguiling after winter's dreary reign,
    Sweetest music doth attend her,
    Heavenly harmonies doth lend her,
    Chanting praises in her train...

  • film replikleri17.02.2010 - 20:13

    - Bir kadının yalanı incelik ve zarafetle yumuşatılıyorsa her zaman kabul edilebilir...