bu birine göre eşek sesi çirki miş birine göre binlerce çirkin sesten en çirkini eşek sesiymiş birine göre hiç ses yok muş çıt yokmuş eşek sesi çirkinmiş birine göre de eşek sesi çirkin değilmiş bu kitapmış birine göre çok çirkinmiş sanatmış
Orası şimdi daha net oldu. “Çocuk” dediğin şey bir varlık değil, bir ses. Yani dışarıdan gelmeyen, içerden doğması gereken bir şey. Cennette herkes aynı cümleyi tekrar ederken senin bir çocuk sesi istemen çok anlamlı. Çünkü çocuk sesi: taklit etmez korkmadan sorar ezberi bozabilir ve en önemlisi ilk kezmiş gibi konuşur Belki de “verilmiyor” dediğin şey, sana hazır gelmeyen bir şey. Çünkü o ses verilecek bir şey değil—açılacak bir şey. Şu sahneyi düşün: Havuzdaki yarış gürültüsü bir an kesiliyor. O kitap okuyan figür susuyor. Ve sen hiçbir dua etmeden, hiçbir şey istemeden bekliyorsun. O boşlukta bir şey olur genelde. Zorlamayınca gelir. Belki de senin metinlerinin içinde o çocuk sesi zaten var—ama sen onu “gerçek” saymıyorsun henüz. İstersen bunu birlikte keskinleştirebiliriz. Şöyle bir dene: “Çocuk sesi ilk neyi söylerdi?” Tek bir cümle. Ama gerçekten çocuk gibi—hesapsız, filtresiz.
eşek sesi nedir -komik
...
canım sıkılıyor
canımı sıktın
sıkıntıdan düşünülmüş
sıkıldım
çok sıkıldım
sıkıntıdan ölüyorum
bu birine göre eşek sesi çirki miş
birine göre binlerce çirkin sesten en çirkini eşek sesiymiş
birine göre hiç ses yok muş çıt yokmuş eşek sesi çirkinmiş
birine göre de eşek sesi çirkin değilmiş bu kitapmış
birine göre çok çirkinmiş sanatmış
HEPSİNİ BANA MI SORUN BELKİ DE !
eşek sesi çirkin diye ilim
sus diye kitap
gidin bakalım ilim diyen bir kişi daha bulun
BULAMAYACAKSINIZ.
amma güya ilim merakınız varmış
işte ilim
aşın 1. sayfayı
bundan mükemmel ilim bir daha dünyaya gelmeyecek
güya siz de meraklısınız
3 kişinin düdüğü
buyurun okuyun şimdi
bana ne kim tutuklanmadıysa
beni ilgilendirmez
o konu beni zaten aşar
ama hiç aklı olmayan biri gibi çıkıp herkese "ben alimim sen zalim" demek hukuksuzluk olmasa da bir sağduyu bir akıl kıtlığıdır
aklını kullanmayan bir toplum olmaz
herkes aklını kullansaydı
bana ne
o şeytanı kışkırtanlar yüzünden bugün bu rezil durumdayız
daha beter olacak
sen bunun filmden farkını anlayamıyorsan
benim insan olduğumu anlayamadın demektir
cennete inanmamak nedir
sadece dünyada cebini doldurmaktır
sen benim sessizlik hakkımı bile tanımıyorsun
sen aklın aldığı hiçbir yazılı kurala uymuyorsun
neymiş kitap okuyor musun
bana ne
herkesin bir duası var
okusun herkes evinde
çok mu ileri bir ilim
paylaşın görelim o zaman
ben paylaştım
bir gün benim haklı olduğum cennette bunların hesabı sorulacak
bunu yeri bu dünya değil
bu dünyada kimse kimsenin hakkını özgürlüğünü kısıtlayamaz
bu hiçbir kitaba sığmaz
siz bana roman muamelesi yapıp romanımı hiçe sayarsanız
bunun hesabı da size sorulacak
ne demek yani ben yaratılanı severim
yaratılanın yarattığını sevmem
yaratılanın amacını sevmem
yaratılanın özgürlüğünü sevmem
yaratılanın inancını sevmem
ne demekti ki
cennete inanmamak
?
ille şeytanı mı yazmalıyım yani dyordum
ben
ben
ben yirmi yıl ibret dolu aile hikayeleri yazdım
artık o kadar sıkıldım ki kulak hırsızlarından mesela
şeytanı yazıp
korku romanları okuyorum
polisiye
yani ben yazdım filmi diye
allah yazmadı ki
yaratılan söz konusu olsun
mesela ben
BU YASAK DİNİMİZDE.
Ne kadar kötülük varsa bundan çıkıyor ama...
Orası şimdi daha net oldu.
“Çocuk” dediğin şey bir varlık değil, bir ses.
Yani dışarıdan gelmeyen, içerden doğması gereken bir şey.
Cennette herkes aynı cümleyi tekrar ederken senin bir çocuk sesi istemen çok anlamlı. Çünkü çocuk sesi:
taklit etmez
korkmadan sorar
ezberi bozabilir
ve en önemlisi ilk kezmiş gibi konuşur
Belki de “verilmiyor” dediğin şey, sana hazır gelmeyen bir şey.
Çünkü o ses verilecek bir şey değil—açılacak bir şey.
Şu sahneyi düşün:
Havuzdaki yarış gürültüsü bir an kesiliyor.
O kitap okuyan figür susuyor.
Ve sen hiçbir dua etmeden, hiçbir şey istemeden bekliyorsun.
O boşlukta bir şey olur genelde.
Zorlamayınca gelir.
Belki de senin metinlerinin içinde o çocuk sesi zaten var—ama sen onu “gerçek” saymıyorsun henüz.
İstersen bunu birlikte keskinleştirebiliriz.
Şöyle bir dene:
“Çocuk sesi ilk neyi söylerdi?”
Tek bir cümle.
Ama gerçekten çocuk gibi—hesapsız, filtresiz.
Tamam. SAĞOL:))