Ey iman edenler, Yahudileri de, Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar, [İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardan [kâfir] olur. Allahü teâlâ, [kâfirleri dost edinip, kendine] zulmedenlere hidayet etmez.) [Maide 51]
(Cebrail aleyhisselam gibi ibadet etseniz, müminleri, Allah için sevmedikçe ve kâfirleri Allah için kötü bilmedikçe, hiçbir ibadetiniz, hayrat ve hasenatınız kabul olmaz!) [Ey Oğul İlm.]
Cenab-ı Hak, Hazret-i İsa’ya da vahyetti ki: (Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibadetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz.) [K. Saadet]
Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya sordu: - Ya Musa, benim için ne işledin? - Ya Rabbi, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim, zikrettim.
- Ya Musa, kıldığın namazlar, seni Cennete kavuşturacak yoldur, kulluk vazifendir. Oruçların, seni Cehennemden korur. Verdiğin zekâtlar, kıyamette, sana gölgelik olur. Zikirlerin de, o günün karanlığında, sana ışıktır. Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?
- Ya Rabbi, senin için ne yapmak gerekirdi? - Sırf benim için dostlarımı sevip, düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?
Musa aleyhisselam, Allahü teâlâyı sevmenin, Onun için olan en kıymetli amelin, Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah olduğunu anladı. (Mektubat-ı Masumiyye)
İsa aleyhisselam, (Allah düşmanlarına buğzederek, Allahü teâlânın sevgisini kazanın! Onlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşın! Onlara kızarak Allah’ın sevgisini arayın! Gördüğünüz zaman Allahü teâlâyı hatırlatan, sözü ile iyiliklerinizi artıran ve sizi iyiliğe teşvik edenlerle arkadaşlık ediniz!) buyurdu.
Hz.Muhammad (S.a.v) Efendimizin den, Uman Melikleri Ceyfer ve Abd’e Gönderilen Mektup
Rahman ve Rahim Olan Allah’ ın Adıyla, Allah Resulu Muhammed’den, Culanda’nın iki oğulları Ceyfer ve Abd’e: “Selam, hakikat yoluna tabi olanlar üzerine olsun! Sizin her ikinizi İslam’ın davetine çağırıyorum. İslam’a tabi o-lun ve kurtuluşa erin. Zira ben, Allah’ın tüm canlıları uyarmak üzere ve vaadini kafirler üzerine tamamlaması için tüm insanlığa gönderdiği elçisiyim. Şimdi, eğer her ikiniz de İslam’ı tanırsanız, her ikinize de iktidar vereceğim. Ama ikiniz de (İslam’ı) kabul etmeyi reddederseniz, ikinizin de krallığı sizden uzaklara yok olup gidecektir, süvarilerim, ülkenizde ordugah kuracaklar ve peygamberlik vasfım krallığınıza galip gelecektir.
Rahman ve Rahim Olan Allah’ ın Adıyla, Allah’ın kulu ve Resulü Muhammed’den, Kıbtilerin Büyüğü Mukavkıs’a.Allah’ın Selamı; hidayet yoluna girmiş bulunanların üzerine olsun. Buna göre Ben, Seni tam bir İslam daveti ile çağırıyorum. İslam’a gir. Sonunda emniyet ve selamet içinde olursun. Bunun karşılığında Allah sana iki defa sevab verecektir. Şayet bundan kaçınacak olursan bütün Kıbtilerin günahı senin üzerinde toplanacaktır…
F. Gülenin Papaya yazdığı metup..
''Pek muhterem Papa cenapları'',
Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.
Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. EN ACİZ BİR ŞEKİLDE HATTA BİRAZ CÜRETLE, BU PEK KIYMETLİ HİZMETİNİZİ İCRA ETME YOLUNDA EN MÜTEVAZİ YARDIMLARIMIZI SUNMAK İÇİN SİZE GELDİK.
İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.
''İsevi'' demek Hz.İsa Aleyhisselamın peşinden giden demek..bugünkü hıristiyanlar Hz.İsa'nın peşinden değil şeytanın peşinden gidiyorlar....hem Hz.İsa müslümandı,namaz kılardı,oruç tutardı....dolayısla günümüz hıristiyanları ile Hz.İsa arasında hiçbir yakınlık yoktur....hatta onlar Hz.İsa'yı Rab edinmişler O'na tanrı demişler,Hz.Meryem'e iftira etmişlerdir.
Kur'an-ı Kerim in hiç bir yerinde hıristiyanlardan İsevi diye bahsedilmemiştir,aynı zamanda yahudilerden de musevi diye bahsedilmemiştir..hıristiyanlar ve yahudiler kendilerine gönderilen peygamberlerin değerini bilemeyerek iftira etmişler,onları öldürmeye kalkmışlar,onların izinden gitmeyerek Cehennem i haketmişlerdir..Cehennem onların sığınağı olacaktır....tabi tövbe edip müslüman olanlar müstesna.....Hz.Muhammet (S.a.v) Efendimize imam etmeden ölen hıristiyan ve yahudiler cehennemi boylayacaklardır....bununla ilgili Hadis-i Şerifler var.....
Bediüzzaman Hazretleri dinler arası diyalog gibi konular hakkında sunları söylüyor..
'Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! ! Umur-u diniyede müsamaha(hoşgörü) veya teşebbühle(benzeme) medenilere yaaşmayın.Çünkü armızda ki dere pek derindir.Doldurup hatt-ı muvasayı(erişme ve birleşme yolu) temin edemesiniz.Ya sizde onlara iltihak(katılmak) edersiniz veya delalete düşer boğulursunuz'....(Mesnevi-i Nuriye Habbe kısmı sayfa 126)
“Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah ile hiç bir dostluğu kalmaz.” (Âl-i imran: 28)
Bu Âyet-i kerime hakkında Elmalılı Hamdi Yazır Efendi, tefsirinde şöyle söylemektedir:
“Müminler iman hasletine küfür hasletini karıştıracak, müminlere şimdiki zamanda veya gelecekte zararı dokunacak, İslâm’a zarar verecek ve ters düşecek bir surette kâfirlerle dostluk ilişkilerine girmesin.”
Bediüzzaman Hazretleri dinler arası diyalog gibi konular hakkında sunları söylüyor..
'Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! ! Umur-u diniyede müsamaha(hoşgörü) veya teşebbühle(benzeme) medenilere yaaşmayın.Çünkü armızda ki dere pek derindir.Doldurup hatt-ı muvasayı(erişme ve birleşme yolu) temin edemesiniz.Ya sizde onlara iltihak(katılmak) edersiniz veya delalete düşer boğulursunuz'....(Mesnevi-i Nuriye Habbe kısmı sayfa 126)
Bu Âyet-i kerime hakkında Elmalılı Hamdi Yazır Efendi tefsirinde şöyle söylemektedir:
Dâvet görevini yerine getirirken onlara dost gibi görünmek, alçaktan almak, tebliğde yumuşak davranmak yasaklanıyor. Yasaklama ve uzlaştırma, abartı ile onları heyecana getirmek için mânâ İtaat etme! biçiminde olumsuz ifade edilmiş ve Allahın emirlerini tebliğde bir nebze hoşgörü, kâfirlere ve münâfıklara itaat etmek mânâsında olduğu anlatılmıştır..................
Bediüzzaman Hazretleri dinler arası diyalog gibi konular hakkında sunları söylüyor..
''Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! ! Umur-u diniyede müsamaha(hoşgörü) veya teşebbühle(benzeme) medenilere yaaşmayın.Çünkü armızda ki dere pek derindir.Doldurup hatt-ı muvasayı(erişme ve birleşme yolu) temin edemesiniz.Ya sizde onlara iltihak(katılmak) edersiniz veya delalete düşer boğulursunuz''....(Mesnevi-i Nuriye Habbe kısmı sayfa 126)
dinler arası diyalog gibi konular hakkında İmam-ı Gazali hazretleri 'Kalplerin Keşfi' adlı eserinde söyle buyuruyorlar....:
'Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
\'Zâlimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi boyLamayasiniz. Zaten Allah\'dan baska yardimcilariniz yoktur. Sonra O\'ndan yardim göremezsiniz.\'
(Hûd Sûre-i Celilesi. 113)
Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkinda sunlari yaziyor, «Bütün dil âlimleri âyette gecen «rükün» kelimesinin azlikcokluk farki söz konusu olmaksizin kayitsiz sartsiz olarak «meyil ve siginma» mânâsina geldiginde görüsbirligi içindedirler.
Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk\'un» yardakçilik etmektir. Bu da zâlimlerin küfrüne karsi ses çikarmamaktir» der.
Ikrime {R.A.) ise onlara meyil göstermeyin yasaginin «Onlar ile hiç bir sekilde isbirligi yapmayiniz» demek oldugunu belirtir.
Anlasiliyor ki âyetle umumî olarak müsriklerle fasik müslümanlara meyil etmek yasaklanmistir.
Nisabûrî tefsirinde der ki, «muhakkikler bu âyette yasaklanan \'meyil gösterme\' nin «zalimlerin tutumundan memnun olma, onlarin yolunu baskalarina karsi övmek ve güzel göstermek ve onlarin her hangi bir haksiz davranisina ortak olmak» demek oldugunu belirtiyorlar. Bu görüsü ileri sürenlere göre, her hangi bir zarari önlemek üzere veya geçici de olsa belirli bir yarar saglamak amaci ile zâlim yetkililere basvurmak âyette yasak onan «meyil göstermek» mefhûmuna girmez.
Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüs, yasama ve ruhsat yoludur, zâlimlerin hepsi ile uzak kalmak iktiza eder, Allah (C.C) kuluna kâfi degilmidir?
Ben de derim ki Nisaburi [r.a.) dogru söylemistir, zâlimlere meyletme maddesini kökünden kesmek evlâdir. Bu husus bu zamanlardaki kötülükten nehiy, iyilige emir mümkün olamiyor. Halbuki zâlimlere meyletmede nice aldanma ve aldatmalar vardir. Bazi bakimlardan davranislari zulüm sifatini kazananlara belli belirsiz meyil göstermek, insani bu sekilde cehennemin atesine yakalanmaya sürüklüyorsa zulüm ve haksizligin içine batmis, kimseler son derece meyletmek, onlarin çevresine katilmaya, yardakçilari olmaya can atmak, onlarla semimi ahbapliklar kurup kötülüklerinde davranis ortakligina girismek, verdikleri nisan ve rütbeleri takinmaktan iftihar duymak, onlarin geçici saltanatinin parlakligina kamasan gözlerle bakmak, aslinda basak tanesinden daha dayaniksiz ve sivrisinek kanadindan daha güçsüz olduklari halde geçici olarak ellerinde bulunan ihtisama imrenmek, eger bütün bunlar, böylesine yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa, bunlar hakkinda ne demeli, istenen de...
Peygamber\'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— insan dostunun dinindendir. Buna göre herkes kimleri dost edindigine iyi baksin.» '
dinler arası diyalog gibi konular hakkında bakalım İmam-ı Rabbani Hazretleri 444 yıl önce neler söylemiş......
İslâm ve küfür birbirinin zıddıdır, bir arada olamazlar. Ta kıyamete kadar, hatta kıyamette dahi. Bunlardan birini isbat etmek, diğerini kaldırmaktır. Birini ağırlamak, diğerini küçük düşürmektir.
Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, Peygamberine hitaben şöyle buyurdu:
Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür! (Tevbe: 73)
Sübhan Allah, en güzel huyla sıfatlanan Resulüne Küffarla cihad et ve onlara sert davran. emrini verdiğine göre, bundan bilinir ki; onlara sert çıkmak en güzel huylar arasındadır.
İslâm dininin izzet bulması küfrün ve küfür ehlinin zelil düşmesindedir. Buna göre bir kimse, küfür ehlini ağırlarsa İslâm ehlini zelil düşürmüş olur.
Kâfirleri ağırlamak yalnız onlara tazim edip baş köşeye oturtmak değildir. Onları meclislere almak, onlarla sohbet etmek, onların dili ile konuşmak gibi hareketler dahi onları ağırlamaktır. Asıl uygun olanı; KÖPEKLERİ UZAKLAŞTIRIR GİBİ ONLARI UZAKLAŞTIRMAKTIR....Eğer onlarla alâka peyda etmek, dünya işlerine ait zaruretler icabı ise... başka türlü de olmuyorsa... o zaman uygun olan, ancak zaruret mikdarı onlarla olmaktır. Bu arada onları bir şey yerine koymamaya ve kendilerine lüzumsuz yere iltifatta bulunmamaya riayet etmelidir.
Ama İslâmın kemali, böyle bir garazı dahi tamamen terk edip onlara iltifat etmemek ve onlarla karışıp durmamaktır. Zira noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, onları (yani küfür ehlini) , Kelâm-ı Mecidinde zâtının ve Resulünün düşmanı olarak tanıttı:
Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Oysa onlar size gelen hakkı inkâr etmişlerdir.(Mümtehine: 1)
Kim Allaha, meleklerine, peygamberlerine, Cebraile ve Mikâile düşman olursa bilsin ki Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır.(Bakara: 98)
Allahın ve Allahın Resulünün düşmanı olan kimselerle karışık durmak, cinayetlerin en büyüklerindendir.
Bu düşmanlarla karışık durmanın, onlarla arkadaşlık etmenin en azından zararı; Şeri hükümlerin icrasındaki kuvvette zaaf ve gevşeklik hâsıl olmasıdır. Bundan başka, onlarla olan arkadaşlığı dolayısıyle küfre sebep olacak şeylerden kaçınmaya utanır. Böyle bir zarar, cidden büyüktür. Kaldı ki, Allahın düşmanlığını, Resulünün düşmanlığını çeker.
BÖYLE BİR UYGUNSUZ İNSAN SANIR Kİ, KENDİSİ MÜSLÜMANLARDANDIR; ALLAH VE RESULÜNE İMANI VARDIR. AMA BİLMEZ Kİ, BU GİBİ KÖTÜ AMELLER KENDİSİNDEN İSLAM DEVLETİNİ GİDERİR.
Nefislerimizin ve kötü amellerimizin şerrinden Allaha sığınırız.
Bir şiir:
Kendini hem âlim, hem din adamı sanır, Dinle bütün ilgisi böyle sanmasıdır.
Bu din düşmanı melunların işi İslâmı istihzaya ve müslümanları maskaralığa almaktır. Aynı zamanda onlar, eğer bir fırsatını bulsalar bizi İslâm dininden çıkaracaklar ve hepimizi öldüreceklerdir.
Müslümanlara yakışan utanıp hamiyet sahibi olmaktır. Zira Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdu:
Hayâ imandandır.
Hamiyet-i İslâmiye zaruridir. Baştaki emir sahiplerine düşer ki; daima bu hizlana düşen kimselerin baş kaldırmalarına fırsat vermeyeler.
.....
İslâm devletinin husülünün alâmeti: Küfür ehline buğzedip onları kerih görmektir.
Allah-u Teâlâ Kelâm-ı Mecidinde onları Necis diye isimlendirdi:
Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir necis (pislik) tir. (Tevbe: 28) Bir başka Âyet-i kerimede ise onlara Murdar ismini verdi.
Artık onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardır. (Tevbe: 95)
Eğer o kâfirleri böyle görmüş olsalardı, hiç şüphe yok ki, onlarla arkadaşlık etmekten kaçınır ve onlarla oturmayı kerih görürlerdi.
Herhangi bir şeyde bu düşmanlara müracaat etmek, onların reyi ve hükmü ile iş tutmak, kendilerini tam mânâsıyla ağırlamaktır. Bunlardan himmet taleb edip onları bir vesile bilenin hali nolur ki?
Ey iman edenler, Yahudileri de, Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar, [İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardan [kâfir] olur. Allahü teâlâ, [kâfirleri dost edinip, kendine] zulmedenlere hidayet etmez.) [Maide 51]
(Cebrail aleyhisselam gibi ibadet etseniz, müminleri, Allah için sevmedikçe ve kâfirleri Allah için kötü bilmedikçe, hiçbir ibadetiniz, hayrat ve hasenatınız kabul olmaz!) [Ey Oğul İlm.]
Cenab-ı Hak, Hazret-i İsa’ya da vahyetti ki:
(Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibadetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz.) [K. Saadet]
Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya sordu:
- Ya Musa, benim için ne işledin?
- Ya Rabbi, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim, zikrettim.
- Ya Musa, kıldığın namazlar, seni Cennete kavuşturacak yoldur, kulluk vazifendir. Oruçların, seni Cehennemden korur. Verdiğin zekâtlar, kıyamette, sana gölgelik olur. Zikirlerin de, o günün karanlığında, sana ışıktır. Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?
- Ya Rabbi, senin için ne yapmak gerekirdi?
- Sırf benim için dostlarımı sevip, düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?
Musa aleyhisselam, Allahü teâlâyı sevmenin, Onun için olan en kıymetli amelin, Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah olduğunu anladı. (Mektubat-ı Masumiyye)
İsa aleyhisselam, (Allah düşmanlarına buğzederek, Allahü teâlânın sevgisini kazanın! Onlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşın! Onlara kızarak Allah’ın sevgisini arayın! Gördüğünüz zaman Allahü teâlâyı hatırlatan, sözü ile iyiliklerinizi artıran ve sizi iyiliğe teşvik edenlerle arkadaşlık ediniz!) buyurdu.
Hz.Muhammad (S.a.v) Efendimizin den,
Uman Melikleri Ceyfer ve Abd’e Gönderilen Mektup
Rahman ve Rahim Olan Allah’ ın Adıyla,
Allah Resulu Muhammed’den, Culanda’nın iki oğulları Ceyfer ve Abd’e: “Selam, hakikat yoluna tabi olanlar üzerine olsun! Sizin her ikinizi İslam’ın davetine çağırıyorum. İslam’a tabi o-lun ve kurtuluşa erin. Zira ben, Allah’ın tüm canlıları uyarmak üzere ve vaadini kafirler üzerine tamamlaması için tüm insanlığa gönderdiği elçisiyim.
Şimdi, eğer her ikiniz de İslam’ı tanırsanız, her ikinize de iktidar vereceğim. Ama ikiniz de (İslam’ı) kabul etmeyi reddederseniz, ikinizin de krallığı sizden uzaklara yok olup gidecektir, süvarilerim, ülkenizde ordugah kuracaklar ve peygamberlik vasfım krallığınıza galip gelecektir.
Peygamberimiz (sav) ’in Mısır’da Mukavkıs’a Gönderdiği Mektup
Rahman ve Rahim Olan Allah’ ın Adıyla,
Allah’ın kulu ve Resulü Muhammed’den, Kıbtilerin Büyüğü Mukavkıs’a.Allah’ın Selamı; hidayet yoluna girmiş bulunanların üzerine olsun. Buna göre Ben, Seni tam bir İslam daveti ile çağırıyorum. İslam’a gir. Sonunda emniyet ve selamet içinde olursun.
Bunun karşılığında Allah sana iki defa sevab verecektir. Şayet bundan kaçınacak olursan bütün Kıbtilerin günahı senin üzerinde toplanacaktır…
F. Gülenin Papaya yazdığı metup..
''Pek muhterem Papa cenapları'',
Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.
Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. EN ACİZ BİR ŞEKİLDE HATTA BİRAZ CÜRETLE, BU PEK KIYMETLİ HİZMETİNİZİ İCRA ETME YOLUNDA EN MÜTEVAZİ YARDIMLARIMIZI SUNMAK İÇİN SİZE GELDİK.
İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.
''âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur`ân ile ittifak edip'' diyor Bediüzzaman Hazretleri...
''İsevi'' demek Hz.İsa Aleyhisselamın peşinden giden demek..bugünkü hıristiyanlar Hz.İsa'nın peşinden değil şeytanın peşinden gidiyorlar....hem Hz.İsa müslümandı,namaz kılardı,oruç tutardı....dolayısla günümüz hıristiyanları ile Hz.İsa arasında hiçbir yakınlık yoktur....hatta onlar Hz.İsa'yı Rab edinmişler O'na tanrı demişler,Hz.Meryem'e iftira etmişlerdir.
Kur'an-ı Kerim in hiç bir yerinde hıristiyanlardan İsevi diye bahsedilmemiştir,aynı zamanda yahudilerden de musevi diye bahsedilmemiştir..hıristiyanlar ve yahudiler kendilerine gönderilen peygamberlerin değerini bilemeyerek iftira etmişler,onları öldürmeye kalkmışlar,onların izinden gitmeyerek Cehennem i haketmişlerdir..Cehennem onların sığınağı olacaktır....tabi tövbe edip müslüman olanlar müstesna.....Hz.Muhammet (S.a.v) Efendimize imam etmeden ölen hıristiyan ve yahudiler cehennemi boylayacaklardır....bununla ilgili Hadis-i Şerifler var.....
Bediüzzaman Hazretleri dinler arası diyalog gibi konular hakkında sunları söylüyor..
'Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! ! Umur-u diniyede müsamaha(hoşgörü) veya teşebbühle(benzeme) medenilere yaaşmayın.Çünkü armızda ki dere pek derindir.Doldurup hatt-ı muvasayı(erişme ve birleşme yolu) temin edemesiniz.Ya sizde onlara iltihak(katılmak) edersiniz veya delalete düşer boğulursunuz'....(Mesnevi-i Nuriye Habbe kısmı sayfa 126)
“Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah ile hiç bir dostluğu kalmaz.” (Âl-i imran: 28)
Bu Âyet-i kerime hakkında Elmalılı Hamdi Yazır Efendi, tefsirinde şöyle söylemektedir:
“Müminler iman hasletine küfür hasletini karıştıracak, müminlere şimdiki zamanda veya gelecekte zararı dokunacak, İslâm’a zarar verecek ve ters düşecek bir surette kâfirlerle dostluk ilişkilerine girmesin.”
Bediüzzaman Hazretleri dinler arası diyalog gibi konular hakkında sunları söylüyor..
'Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! ! Umur-u diniyede müsamaha(hoşgörü) veya teşebbühle(benzeme) medenilere yaaşmayın.Çünkü armızda ki dere pek derindir.Doldurup hatt-ı muvasayı(erişme ve birleşme yolu) temin edemesiniz.Ya sizde onlara iltihak(katılmak) edersiniz veya delalete düşer boğulursunuz'....(Mesnevi-i Nuriye Habbe kısmı sayfa 126)
Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! (Ahzab: 48)
Bu Âyet-i kerime hakkında Elmalılı Hamdi Yazır Efendi tefsirinde şöyle söylemektedir:
Dâvet görevini yerine getirirken onlara dost gibi görünmek, alçaktan almak, tebliğde yumuşak davranmak yasaklanıyor. Yasaklama ve uzlaştırma, abartı ile onları heyecana getirmek için mânâ İtaat etme! biçiminde olumsuz ifade edilmiş ve Allahın emirlerini tebliğde bir nebze hoşgörü, kâfirlere ve münâfıklara itaat etmek mânâsında olduğu anlatılmıştır..................
Bediüzzaman Hazretleri dinler arası diyalog gibi konular hakkında sunları söylüyor..
''Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! ! Umur-u diniyede müsamaha(hoşgörü) veya teşebbühle(benzeme) medenilere yaaşmayın.Çünkü armızda ki dere pek derindir.Doldurup hatt-ı muvasayı(erişme ve birleşme yolu) temin edemesiniz.Ya sizde onlara iltihak(katılmak) edersiniz veya delalete düşer boğulursunuz''....(Mesnevi-i Nuriye Habbe kısmı sayfa 126)
dinler arası diyalog gibi konular hakkında İmam-ı Gazali hazretleri 'Kalplerin Keşfi'
adlı eserinde söyle buyuruyorlar....:
'Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
\'Zâlimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi boyLamayasiniz. Zaten Allah\'dan baska yardimcilariniz yoktur. Sonra O\'ndan yardim göremezsiniz.\'
(Hûd Sûre-i Celilesi. 113)
Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkinda sunlari yaziyor, «Bütün dil âlimleri âyette gecen «rükün» kelimesinin azlikcokluk farki söz konusu olmaksizin kayitsiz sartsiz olarak «meyil ve siginma» mânâsina geldiginde görüsbirligi içindedirler.
Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk\'un» yardakçilik etmektir. Bu da zâlimlerin küfrüne karsi ses çikarmamaktir» der.
Ikrime {R.A.) ise onlara meyil göstermeyin yasaginin «Onlar ile hiç bir sekilde isbirligi yapmayiniz» demek oldugunu belirtir.
Anlasiliyor ki âyetle umumî olarak müsriklerle fasik müslümanlara meyil etmek yasaklanmistir.
Nisabûrî tefsirinde der ki, «muhakkikler bu âyette yasaklanan \'meyil gösterme\' nin «zalimlerin tutumundan memnun olma, onlarin yolunu baskalarina karsi övmek ve güzel göstermek ve onlarin her hangi bir haksiz davranisina ortak olmak» demek oldugunu belirtiyorlar. Bu görüsü ileri sürenlere göre, her hangi bir zarari önlemek üzere veya geçici de olsa belirli bir yarar saglamak amaci ile zâlim yetkililere basvurmak âyette yasak onan «meyil göstermek» mefhûmuna girmez.
Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüs, yasama ve ruhsat yoludur, zâlimlerin hepsi ile uzak kalmak iktiza eder, Allah (C.C) kuluna kâfi degilmidir?
Ben de derim ki Nisaburi [r.a.) dogru söylemistir, zâlimlere meyletme maddesini kökünden kesmek evlâdir. Bu husus bu zamanlardaki kötülükten nehiy, iyilige emir mümkün olamiyor. Halbuki zâlimlere meyletmede nice aldanma ve aldatmalar vardir. Bazi bakimlardan davranislari zulüm sifatini kazananlara belli belirsiz meyil göstermek, insani bu sekilde cehennemin atesine yakalanmaya sürüklüyorsa zulüm ve haksizligin içine batmis, kimseler son derece meyletmek, onlarin çevresine katilmaya, yardakçilari olmaya can atmak, onlarla semimi ahbapliklar kurup kötülüklerinde davranis ortakligina girismek, verdikleri nisan ve rütbeleri takinmaktan iftihar duymak, onlarin geçici saltanatinin parlakligina kamasan gözlerle bakmak, aslinda basak tanesinden daha dayaniksiz ve sivrisinek kanadindan daha güçsüz olduklari halde geçici olarak ellerinde bulunan ihtisama imrenmek, eger bütün bunlar, böylesine yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa, bunlar hakkinda ne demeli, istenen de...
Peygamber\'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— insan dostunun dinindendir. Buna göre herkes kimleri dost edindigine iyi baksin.» '
dinler arası diyalog gibi konular hakkında bakalım İmam-ı Rabbani Hazretleri 444 yıl önce neler söylemiş......
İslâm ve küfür birbirinin zıddıdır, bir arada olamazlar. Ta kıyamete kadar, hatta kıyamette dahi. Bunlardan birini isbat etmek, diğerini kaldırmaktır. Birini ağırlamak, diğerini küçük düşürmektir.
Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, Peygamberine hitaben şöyle buyurdu:
Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür! (Tevbe: 73)
Sübhan Allah, en güzel huyla sıfatlanan Resulüne Küffarla cihad et ve onlara sert davran. emrini verdiğine göre, bundan bilinir ki; onlara sert çıkmak en güzel huylar arasındadır.
İslâm dininin izzet bulması küfrün ve küfür ehlinin zelil düşmesindedir. Buna göre bir kimse, küfür ehlini ağırlarsa İslâm ehlini zelil düşürmüş olur.
Kâfirleri ağırlamak yalnız onlara tazim edip baş köşeye oturtmak değildir. Onları meclislere almak, onlarla sohbet etmek, onların dili ile konuşmak gibi hareketler dahi onları ağırlamaktır. Asıl uygun olanı; KÖPEKLERİ UZAKLAŞTIRIR GİBİ ONLARI UZAKLAŞTIRMAKTIR....Eğer onlarla alâka peyda etmek, dünya işlerine ait zaruretler icabı ise... başka türlü de olmuyorsa... o zaman uygun olan, ancak zaruret mikdarı onlarla olmaktır. Bu arada onları bir şey yerine koymamaya ve kendilerine lüzumsuz yere iltifatta bulunmamaya riayet etmelidir.
Ama İslâmın kemali, böyle bir garazı dahi tamamen terk edip onlara iltifat etmemek ve onlarla karışıp durmamaktır. Zira noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, onları (yani küfür ehlini) , Kelâm-ı Mecidinde zâtının ve Resulünün düşmanı olarak tanıttı:
Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Oysa onlar size gelen hakkı inkâr etmişlerdir.(Mümtehine: 1)
Kim Allaha, meleklerine, peygamberlerine, Cebraile ve Mikâile düşman olursa bilsin ki Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır.(Bakara: 98)
Allahın ve Allahın Resulünün düşmanı olan kimselerle karışık durmak, cinayetlerin en büyüklerindendir.
Bu düşmanlarla karışık durmanın, onlarla arkadaşlık etmenin en azından zararı; Şeri hükümlerin icrasındaki kuvvette zaaf ve gevşeklik hâsıl olmasıdır. Bundan başka, onlarla olan arkadaşlığı dolayısıyle küfre sebep olacak şeylerden kaçınmaya utanır. Böyle bir zarar, cidden büyüktür. Kaldı ki, Allahın düşmanlığını, Resulünün düşmanlığını çeker.
BÖYLE BİR UYGUNSUZ İNSAN SANIR Kİ, KENDİSİ MÜSLÜMANLARDANDIR; ALLAH VE RESULÜNE İMANI VARDIR. AMA BİLMEZ Kİ, BU GİBİ KÖTÜ AMELLER KENDİSİNDEN İSLAM DEVLETİNİ GİDERİR.
Nefislerimizin ve kötü amellerimizin şerrinden Allaha sığınırız.
Bir şiir:
Kendini hem âlim, hem din adamı sanır,
Dinle bütün ilgisi böyle sanmasıdır.
Bu din düşmanı melunların işi İslâmı istihzaya ve müslümanları maskaralığa almaktır. Aynı zamanda onlar, eğer bir fırsatını bulsalar bizi İslâm dininden çıkaracaklar ve hepimizi öldüreceklerdir.
Müslümanlara yakışan utanıp hamiyet sahibi olmaktır. Zira Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdu:
Hayâ imandandır.
Hamiyet-i İslâmiye zaruridir. Baştaki emir sahiplerine düşer ki; daima bu hizlana düşen kimselerin baş kaldırmalarına fırsat vermeyeler.
.....
İslâm devletinin husülünün alâmeti: Küfür ehline buğzedip onları kerih görmektir.
Allah-u Teâlâ Kelâm-ı Mecidinde onları Necis diye isimlendirdi:
Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir necis (pislik) tir. (Tevbe: 28)
Bir başka Âyet-i kerimede ise onlara Murdar ismini verdi.
Artık onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardır. (Tevbe: 95)
Eğer o kâfirleri böyle görmüş olsalardı, hiç şüphe yok ki, onlarla arkadaşlık etmekten kaçınır ve onlarla oturmayı kerih görürlerdi.
Herhangi bir şeyde bu düşmanlara müracaat etmek, onların reyi ve hükmü ile iş tutmak, kendilerini tam mânâsıyla ağırlamaktır. Bunlardan himmet taleb edip onları bir vesile bilenin hali nolur ki?