Aşk insana ömründe kaç defa uğrar ki? ve kalkıp unutmaktan yani onu kovmaktan bahsediyorsunuz. otutturun aşkı gönlünüzün en yüksek tahtına diz çökün önünde 'acizane' diyerek başlayın cümleye ve sorun kimsin nesin necisin nereden geldin yolculuk nereye? ve ey aşk! nedir senin benimle derdin? Allah insanlara gerçekten fıtratlarına göre fırsatlar veriyor; görebilene duyup dokunup ucundan tutunabilene ne mutlu!
Aşk olsun Her şey aşk olsun Herşey aşka dönüşsün! der ve gider sufaya
az sevmek çok sevmek az hoşlanmak çok hoşlanmak az ısınmak çok ısınmak, az sempati çok sempati... azlık çokluk sevgi ve türevi olan yandaşlarında sürüp gidyorken 'az aşk çok aşk' diye bir tabir dumadım hiç... aşk ya heptir ya da hiç!
arap etimolojiside 'ürkek olmak' anlamına gelesi bir hayli şaşırttı beni. hangi menfi duyguya takılsam kelimenin çağrışım ipleriyle kuyusuna insem karşıma korku çıkıyor. korkmak insanca bir şey. zaten en cesur insanlar en derin korkularıyla yüzleşebilen insanlardır derler. ama nefret.. sevmekten korkar olmuşuz ve ürkmüşüz bir nesneyi boşluğa bırakınca yerin onu kendine çekmesi gibi kendi haline bıraktığımız herşey aşağıya doğru düşüyor.kaldırmak için özel çaba gerekiyor. şimdi çıkıp birileri 'seven zorlamı seviyor kardeşim' diyebilir ben de onlara bazı sevgiler kendiliğinden yükseltilmiştir istesenizde aşağıya doğru çekemezsiniz derim; ve uzaydaki genişlikle paralel yerçekimsiz bir anne sevgisini örnek veririm...
baktım ki taksi şöförü olgun halden anlayan biri ya da bana öyle gelmiş olacak dedim ki
- ya abi bu trafikteki vatandaş taksi şöförlerini hiç sevmiyor. hepsi illallah demiş, ne kural tanıyosunuz ne bir şey. yollar sizin sanki. e haklılar ama değil mi?
demez olaydım. adam
-onların alayının...... koyayım ben..
ve öylece kıpırdamadan eve kadar gittik.yolu tarif ederken elimi fazla kaldırmamaya ve sesimi yükseltmemeye azami dikkat ederek..
şamar oğlanı.. her gelen kendi istediği gibi kâh kesiyor kâh yapıştırıyor bazıları dövüp hâzin bir silüet verirken bazıları üstündeki morlukların üstüne morumsu makyajlar yapıp süslü gösteriyor.. demokrasinin en büyük özelliği piştideki joker gibi ihtiyaç olduğunda yerdeki bütün kâğıtları alabiliyor olması..
Roma cumhuriyetinde olağanüstü yetkili yönetici
'dikte' = (görüşünü zorla kabul ettirmek)
ayrıca doğru 'diktatör' olacak. bilmiyorsan imla kılavuzuna bak sayın ekleyen!
Aşk insana ömründe kaç defa uğrar ki?
ve kalkıp unutmaktan
yani onu kovmaktan bahsediyorsunuz.
otutturun aşkı gönlünüzün en yüksek tahtına
diz çökün önünde
'acizane'
diyerek başlayın cümleye
ve sorun
kimsin nesin necisin nereden geldin yolculuk nereye?
ve ey aşk!
nedir senin benimle derdin?
Allah insanlara gerçekten fıtratlarına göre fırsatlar veriyor;
görebilene duyup dokunup ucundan tutunabilene
ne mutlu!
Aşk olsun
Her şey aşk olsun
Herşey aşka dönüşsün!
der
ve
gider sufaya
tutku olup çıkmış şu zamanda;
tutunca biten bir tutku.
Allah tutmayı nasip etmesin
desem
dua mı olur beddua mı
bilmiyorum..
az sevmek çok sevmek
az hoşlanmak çok hoşlanmak
az ısınmak çok ısınmak,
az sempati çok sempati...
azlık çokluk
sevgi ve türevi olan yandaşlarında sürüp gidyorken
'az aşk çok aşk'
diye bir tabir dumadım hiç...
aşk ya heptir ya da hiç!
oyyyy ana!
ses rengi
insanı yeşile boyuyor;
düet kazım koyuncuyla..
arap etimolojiside
'ürkek olmak' anlamına gelesi bir hayli şaşırttı beni.
hangi menfi duyguya takılsam
kelimenin çağrışım ipleriyle
kuyusuna insem
karşıma korku çıkıyor.
korkmak insanca bir şey.
zaten en cesur insanlar
en derin korkularıyla yüzleşebilen insanlardır
derler. ama nefret..
sevmekten korkar olmuşuz ve ürkmüşüz
bir nesneyi boşluğa bırakınca yerin onu kendine çekmesi gibi
kendi haline bıraktığımız herşey aşağıya doğru düşüyor.kaldırmak için özel çaba gerekiyor.
şimdi çıkıp
birileri
'seven zorlamı seviyor kardeşim' diyebilir
ben de onlara
bazı sevgiler kendiliğinden yükseltilmiştir
istesenizde aşağıya doğru çekemezsiniz derim;
ve uzaydaki genişlikle paralel
yerçekimsiz bir anne sevgisini örnek veririm...
kalkın gidiyoruz..
baktım ki taksi şöförü olgun halden anlayan biri ya da bana öyle gelmiş olacak
dedim ki
- ya abi bu trafikteki vatandaş taksi şöförlerini hiç sevmiyor.
hepsi illallah demiş, ne kural tanıyosunuz ne bir şey. yollar sizin sanki.
e haklılar ama değil mi?
demez olaydım. adam
-onların alayının...... koyayım ben..
ve öylece kıpırdamadan eve kadar gittik.yolu tarif ederken elimi fazla kaldırmamaya ve sesimi yükseltmemeye azami dikkat ederek..
şamar oğlanı..
her gelen kendi istediği gibi
kâh kesiyor
kâh yapıştırıyor bazıları dövüp hâzin bir silüet verirken
bazıları üstündeki morlukların üstüne morumsu makyajlar yapıp
süslü gösteriyor..
demokrasinin en büyük özelliği
piştideki joker gibi
ihtiyaç olduğunda
yerdeki bütün kâğıtları alabiliyor olması..