Bazı günler uyandığımda hangi günde olduğumuzu bir türlü hatırlayamıyorum. Pazartesi, perşembe, pazar insanın hayatında günlerin bir anlamı olmalı. Hafta yedi ayrı gün değil de üç gün olsaydı ne değişirdi hayatımda? Ya da saatin kaç olduğu hangi günde olduğundan daha mı önemli? Bilmiyorum..
Ben çocukken o kadar sessiz ağlardım ki bazen kendim bile fark etmezdim ağladığımı. Ben hep kendimi nasıl sevdireceğimi düşündüm. Hiç kimsen yoksa, kendini sevdirmek zorundasındır.
Bir cümle var hatırımda. Çok net olarak anımsamasam da okumuştum. Yahut bir filmde de izlemiş olabilirim. Kötü günleri görmezseniz, mutlu günlerin değerini anlayamazsınız diyordu. Bir şeyin ne olduğunu bilmek, o şeyin anlamı, zıttı ile mi çözülür? Bence beyaz beyazdır, siyah da siyah.
Annem mi haklıydı yoksa ilkokul öğretmenim mi? Herkesin kendine özel bir kaderi var mı bilemiyorum. Yoksa okyanusun ortasında fırtınaya tutulmuş gibi tesadüfen oradan, oraya mı sürükleniyoruz? Bence ikisi de aynı anda oluyor. Kimselere hak veremiyorum. Hayat bildiğini okuyor ve daha farkına bile varmadan eziyor ruhlarımızı.
Alarmı icat eden adam insanların beş dakika daha uyumak isteyeceğini nereden biliyor? Çünkü kendi de beş dakika uyumak istiyor...
Bazı günler uyandığımda hangi günde olduğumuzu bir türlü hatırlayamıyorum. Pazartesi, perşembe, pazar insanın hayatında günlerin bir anlamı olmalı. Hafta yedi ayrı gün değil de üç gün olsaydı ne değişirdi hayatımda? Ya da saatin kaç olduğu hangi günde olduğundan daha mı önemli? Bilmiyorum..
Yaşlı bir kızılderili ne kadar yanılabilir...
Aç bile hissetmiyordum aynaya bakmasam.
Yıkma kendini, zaten yorgunsun...
Sustu bu gece karardı yine ay...
Ben çocukken o kadar sessiz ağlardım ki bazen kendim bile fark etmezdim ağladığımı. Ben hep kendimi nasıl sevdireceğimi düşündüm. Hiç kimsen yoksa, kendini sevdirmek zorundasındır.
Deli bir adamım ve size kendinizden utanmanızı söylüyorum, ne biçim bir yer oldu burası..
Bir cümle var hatırımda. Çok net olarak anımsamasam da okumuştum. Yahut bir filmde de izlemiş olabilirim. Kötü günleri görmezseniz, mutlu günlerin değerini anlayamazsınız diyordu. Bir şeyin ne olduğunu bilmek, o şeyin anlamı, zıttı ile mi çözülür? Bence beyaz beyazdır, siyah da siyah.
Annem mi haklıydı yoksa ilkokul öğretmenim mi? Herkesin kendine özel bir kaderi var mı bilemiyorum. Yoksa okyanusun ortasında fırtınaya tutulmuş gibi tesadüfen oradan, oraya mı sürükleniyoruz? Bence ikisi de aynı anda oluyor. Kimselere hak veremiyorum. Hayat bildiğini okuyor ve daha farkına bile varmadan eziyor ruhlarımızı.