Bizim orada ölmeye üç kala kesilir tavuklar. O da murdar olup ziyan olmasın diye. Haliyle beş altı yıl boyunca yumurtlamış hayvanın etinin yumuşak olması beklenmiyor. Vay efendim köy tavuğu lezzetli olur, doğal beslenir, iyidir. İnanmayın böyle şeylere. Israr ediyorsa biri bunları size söylerken, hayatında köy tavuğu yememiştir. Sabahtan başlar kaynamaya akşam olur pişmez. Sonunda elinizde haşlanmış bir kamyon lastiği, dilinizde kurbağa boku tadı bırakır.
Uzuyor tırnaklarım Günler uzuyor mevsimler uzuyor Kış gelemedi bir türlü. Yağmur vazgeçemiyor benden... Tırnaklarım diyordum,uzuyor, Yine de kanatamıyorum Kanıyorum...
Bizim orada ölmeye üç kala kesilir tavuklar. O da murdar olup ziyan olmasın diye. Haliyle beş altı yıl boyunca yumurtlamış hayvanın etinin yumuşak olması beklenmiyor.
Vay efendim köy tavuğu lezzetli olur, doğal
beslenir, iyidir. İnanmayın böyle şeylere. Israr
ediyorsa biri bunları size söylerken, hayatında
köy tavuğu yememiştir.
Sabahtan başlar kaynamaya akşam olur pişmez. Sonunda elinizde haşlanmış bir kamyon lastiği, dilinizde kurbağa boku tadı bırakır.
Hatırladığımızdan çok daha fazlasını unutuyoruz. Belki unutmamız gerek. Belki böyle tahammül edebiliyoruz.
Büyük Ozan 124 yaşında.
Zincire vursan, kilidiyle oynaşır...
İzler kalır, izler kalırsın...
Let’s raise a glass
Or two
To all the things I’ve lost on you...
Uzuyor tırnaklarım
Günler uzuyor
mevsimler uzuyor
Kış gelemedi bir türlü.
Yağmur vazgeçemiyor benden...
Tırnaklarım diyordum,uzuyor,
Yine de kanatamıyorum
Kanıyorum...
Biz mi birşeyleri tercih ediyoruz, yoksa tercihlerimiz mi bizi biz yapıyor. Kim bilebilir ki?
Otuz bir yaşında büyümüş, doksanında ölmüş... Büyümeyelim dedim, ölüyoruz.
çocukluğum! çok kilo almış; kafası da kıyak biraz...