Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şiir Yarışması
  • susmak24.02.2005 - 19:06

    Sana duyduğum aşk sözlerden güçlü olduğu için susmaya karar verdim
    Nizar Kabbani

  • adem24.02.2005 - 02:38

    ızdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer
    ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer,
    gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer,
    devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer,
    gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer

  • kalp24.02.2005 - 02:34

    aşkı dövmek lazım
    kalbe terbiyesizlik ettiğinde! ..’

    küçük Iskender

  • ağlamak24.02.2005 - 02:22

    Ağlamak, sözün en güçlüsü ama en aktarılmazı..

  • ağlamak24.02.2005 - 02:19

    (Mesnevi, Cilt 5, 134-143)

    Bulut ağlamayınca, yâni yağmur yağmayınca, yerdeki çimenler nasıl güler? Çocuk ağlamayınca anasının sütü nasıl coşar?

    Bir günlük çocuk bile, yolunu bilir, “Ağlayayım da şefkatli dadım yetişsin, gelsin.” der.

    Sen biliyor musun ki, dadıların dadısı olan “Kerim Allah” ağlamayınca, bedavaca sütünü az verir.

    Cenâb-ı Hakk; “Çok ağlayın.” diye buyurmuştur. Bu söze kulak ver de, Allah’ın ihsanı ve kerem sütü aksın.

    Bulutun ağlayışı, güneşin harareti dünyanın, dünyadaki hayatın direğidir. Bunlar bükülmüş iki ip gibidir. Sen de bu iki ipe iyi sarıl.

    Güneşin yakışı, bulutun ağlayışı olmasaydı; cisimle â’raz nasıl gelişirdi.

    Bu hararetle, bu ağlayış temel olmasaydı, bu dört mevsim nasıl olur da ma’mûr hale gelirdi?

    Güneşin sıcaklığı, dünya bulutlarının ağlayışı, dünyanın ağzını tatlılaştırıyor, dünyayı güldürüyorsa.

    Öyle ise, sen de akıl güneşini yak, parlat; gözlerinden bulut gibi yaşlar saç.

    Küçük bir çocuk gibi, sana da bir ağlar göz gerekir. Şerefini ve mânevî zevkini yok eden ekmeği az ye.

  • ağlamak24.02.2005 - 02:18

    Sahabeden birisi Pey-gamber Efendimizin imamlık ettiği ikindi namazını kaçırmış, koşa koşa mescide gelmiş. Bir de bakmış ki, herkes câmîden çıkıyor. Peygamber Efendimize iktida etme nimetinden mahrum kaldığını anlayınca çok üzülmüş, ağlamaya başlamış ve göz yaşları içinde bir köşeye oturmuş. Bir başka sahâbi gelmiş: “Kardeşim niçin ağlıyorsun? ” diye sormuş.

    Ağlayan sahâbi: “Nasıl ağlamayayım ki! Ben, Peygamber Efendimiz’e uyamadım! Namaz kılarken O’na iktida edemedim. Onun için ağlıyorum! ” demiş. Bunun üzerine diğer sahabi: “Ben sevabımı sana veriyorum, ver sen bana o göz yaşlarını” demiş.
    Mesnevi'den..

  • yeşil31.12.2004 - 22:29

    Seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü

    Bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin

    Sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü

    Yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.

    Acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın

    Bir kaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın

    Gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın

    Ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.

    Ü. Yaşar Oğuzcan

  • yeşil31.12.2004 - 22:27

    Muhabbet bir söz değil, ta kendisi hayatın,
    Yeşil, yalnız gözlerinde rengi olur muradın...

    Alper Şirvan

  • yeşil31.12.2004 - 19:56

    ey yıllardır içimde beslediğim kanarya

    senin o sulu sepken yeşil gözlerin var ya

    rüyalarımı çaldı

    sevda ırmağında sular alçaldı

    son bahar uğradı yüreğimize

    sararttı gülleri, yaseminleri

    bana özlemin kaldı

    Nurullah Genç

  • ayna27.12.2004 - 20:49

    Gençlerin aynada göremediklerini, yaşlılar bir tuğla parçasında görebilirler.
    (Mevlana)