ABD'li yazar Robert Wilder'ın 1942 tarihli romanından TV'ye uyarlanan "Flamingo Yolu"; dizinin ülkemizde oynadığı dönemler Altın Kitaplar Yayınevi tarafından basılmıştır.
Angus McGyver tam bir dehaydı, öyle ki en zor anlarında adeta bir şeyleri yoktan var ederdi. Hiç fabrikasyon silah kullanmaması en ilginç özelliğiydi zira onun en büyük silahı beyniydi. Sakız, kibrit, ataç, çakmak, pet şişe, sicim, koli bantı gibi şeylerle harikalar yaratır, istediği şeyi veya yeri havaya uçururdu. En büyük yardımcısı olan İsviçre çakısını asla yanından ayırmazdı. Dizinin synthpop tarzında harika bir de şarkısı vardı.
Sene 1983.. "24 Saatlik Kraliçe" ya da "Taçsız Kraliçe" diye anıldığı dönemler.. Yani henüz büyük bir şöhret değil.. İzmir Fuarında "Ateş böcekleri" ile beraber bir parodi için sahneye çıkıyor. Ardından bir de şarkı söylüyor.. Sunuculuk yapması gerekirken, şarkı söylediği için "şarkıcı" olarak çalışma izni almak üzere Emniyete götürülüyor ve orada yaşından dolayı çalışma izni iptal ediliyor. Lakin asla mücadeleyi bırakmıyor ve bugünlere geliyor..
Liverpool’da adlarına bir de müze açılmıştır. Burada grubun kullandığı enstrümanlar ve çeşitli eşyaları sergilenir. Bu müzedeki en önemli parçalardan biri de George Michael'ın 2000 yılında Beatles Müzesi'ne yardımda bulunmak için satın aldığı John Lennon'ın "Imagine" klibinde de görülen ünlü beyaz piyanosudur.
80'lerde kendisine yöneltilen; "Eserlerinizde sürekli karamsarlığı, kaderciliği ve acıyı işlediğiniz için çok eleştiriliyorsunuz. Bu konudaki görüşleriniz nedir?" şeklindeki bir soruya; "İnsanların acılarını dile getirmek benim buluşum değildir. Acı tüm sanat dalları ve sanatçılar tarafından işlenmiş evrensel bir temadır. Eserlerimin karamsar oluşunu ise kabul etmiyorum. Sözdeki hüznü melodik yapıyla, melodik yapıdaki duyarlığı ise sözle dengelemeye çalışırım, bütün bestelerimde. Çalışmalarımın, aynı türü icra ettiğini savunan diğer sanatçıların eserlerinden farkı budur. Acıyı işlemek, sahneye fırlayıp, ulu orta ağlamak değildir." diyerek kendisini acımasızca eleştirenlere en güzel cevabı vermiştir.
İşaret parmak uçlarını birbirine dokundurup zamanı durdurabilen haşarı kız Evie.. TRT 2'de yayınlanan güzel bir fantastik diziydi.
ABD'li yazar Robert Wilder'ın 1942 tarihli romanından TV'ye uyarlanan "Flamingo Yolu"; dizinin ülkemizde oynadığı dönemler Altın Kitaplar Yayınevi tarafından basılmıştır.
Angus McGyver tam bir dehaydı, öyle ki en zor anlarında adeta bir şeyleri yoktan var ederdi. Hiç fabrikasyon silah kullanmaması en ilginç özelliğiydi zira onun en büyük silahı beyniydi. Sakız, kibrit, ataç, çakmak, pet şişe, sicim, koli bantı gibi şeylerle harikalar yaratır, istediği şeyi veya yeri havaya uçururdu. En büyük yardımcısı olan İsviçre çakısını asla yanından ayırmazdı. Dizinin synthpop tarzında harika bir de şarkısı vardı.
John Lennon'ın unutulmaz bu parçası 2014'de Bablo Stanley tarafından çizgibant haline getirilmiştir.
Sene 1983.. "24 Saatlik Kraliçe" ya da "Taçsız Kraliçe" diye anıldığı dönemler.. Yani henüz büyük bir şöhret değil.. İzmir Fuarında "Ateş böcekleri" ile beraber bir parodi için sahneye çıkıyor. Ardından bir de şarkı söylüyor.. Sunuculuk yapması gerekirken, şarkı söylediği için "şarkıcı" olarak çalışma izni almak üzere Emniyete götürülüyor ve orada yaşından dolayı çalışma izni iptal ediliyor. Lakin asla mücadeleyi bırakmıyor ve bugünlere geliyor..
Ne din işidir, ne eğitim, ne para, ne de başka bir şey; insancıl olmak sadece vicdan işidir..
Liverpool’da adlarına bir de müze açılmıştır. Burada grubun kullandığı enstrümanlar ve çeşitli eşyaları sergilenir. Bu müzedeki en önemli parçalardan biri de George Michael'ın 2000 yılında Beatles Müzesi'ne yardımda bulunmak için satın aldığı John Lennon'ın "Imagine" klibinde de görülen ünlü beyaz piyanosudur.
Zamanında elimde kasedi bulunan hoş bir Beatles parçasıdır. Daha sonraları animasyon filmi de çekilmiştir.
Acı tüm sanat dalları ve sanatçılar tarafından işlenmiş evrensel bir temadır.
80'lerde kendisine yöneltilen; "Eserlerinizde sürekli karamsarlığı, kaderciliği ve acıyı işlediğiniz için çok eleştiriliyorsunuz. Bu konudaki görüşleriniz nedir?" şeklindeki bir soruya; "İnsanların acılarını dile getirmek benim buluşum değildir. Acı tüm sanat dalları ve sanatçılar tarafından işlenmiş evrensel bir temadır. Eserlerimin karamsar oluşunu ise kabul etmiyorum. Sözdeki hüznü melodik yapıyla, melodik yapıdaki duyarlığı ise sözle dengelemeye çalışırım, bütün bestelerimde. Çalışmalarımın, aynı türü icra ettiğini savunan diğer sanatçıların eserlerinden farkı budur. Acıyı işlemek, sahneye fırlayıp, ulu orta ağlamak değildir." diyerek kendisini acımasızca eleştirenlere en güzel cevabı vermiştir.