Aklım yol arar, gönlüm Yol’u bilir.
Gece uykuyu çağırıyor, ben onu bekliyorum. Bekleyişin uykusuzluğunu bile seviyorum. :)
Bazen yanlış bir kelâm ederim, korkarsın…Senden değil; seni yormaktan korkarım aslında.Oysa ne çok isterim konuşmayı;sen anlat derdini,ben sabaha kadar bıkmadan dinleyeyim.Ama insan bazençok istemesine rağmen susar;sevdiğini yormaktan korkar.
Bu geceye misafirim…“İyi geceler” der miyim, bilmiyorum;gecenin iyiliği tartışılır.Ama bildiğim bir şey var:Ben geceleri değil,gecelerin bende bıraktığı hâli seviyorum. :)
Gecenin karanlığında sağa sola dönüp,“nasıl uyuyacağım?” diye düşünürkenbir haber gelir…O da uyuyamamış, biraz rahatsızmış.Bir anda kendi uykusuzluğun susar;bu kez kafanın içinde başka bir soru dönmeye başlar:“Acaba uyudu mu, şimdi nasıl?”Sonra gözlerini uyumak için değil,onun iyi olması için dua etmek üzere kapatırsın.Bazı insanlar böyledir işte;haberi gelir,uykun kaçar…iyi olsun diye kalbin nöbete kalır.
İnsan çok,insanlık az.Çürümüş zihniyetler her yerde;iyi kalabilenler isegitgide nadirleşiyor.
İnsan, görmek istediğini anlar;gözüne ne batıyorsa, gözünü ona diker.Bazen mesele görünen değildir…İçine batan, gözüne görünür.
Kafamın içini… playlist biraz kalabalık :)
İnsan sevdiğine bahane aramaz,sevmediğine şart arar.“İstemiyorum” diyemeyenler,şartları konuşturur.
Gecenin körü,düşüncelerin gözü açık.Uyku gözümde,uyumak aklımda,aklımsa başımda değil.Şşş…Sus kafamın içi.Her şeyi kafaya taktık,bir kafayı yastığa koyamadık.
Gece, kelimelerini efkâra bulamış, yorgun bir sabahın sancısını çekiyor.Ben ise aklımın kördüğümleri arasında, neyi beklediğimi dahi bilmiyorum.Peki sen, karanlığıma sızan uzak ses...Sen nasılsın?
Gece uykuyu çağırıyor, ben onu bekliyorum.
Bekleyişin uykusuzluğunu bile seviyorum. :)
Bazen yanlış bir kelâm ederim, korkarsın…
Senden değil; seni yormaktan korkarım aslında.
Oysa ne çok isterim konuşmayı;
sen anlat derdini,
ben sabaha kadar bıkmadan dinleyeyim.
Ama insan bazen
çok istemesine rağmen susar;
sevdiğini yormaktan korkar.
Bu geceye misafirim…
“İyi geceler” der miyim, bilmiyorum;
gecenin iyiliği tartışılır.
Ama bildiğim bir şey var:
Ben geceleri değil,
gecelerin bende bıraktığı hâli seviyorum. :)
Gecenin karanlığında sağa sola dönüp,
“nasıl uyuyacağım?” diye düşünürken
bir haber gelir…
O da uyuyamamış, biraz rahatsızmış.
Bir anda kendi uykusuzluğun susar;
bu kez kafanın içinde başka bir soru dönmeye başlar:
“Acaba uyudu mu, şimdi nasıl?”
Sonra gözlerini uyumak için değil,
onun iyi olması için dua etmek üzere kapatırsın.
Bazı insanlar böyledir işte;
haberi gelir,
uykun kaçar…
iyi olsun diye kalbin nöbete kalır.
İnsan çok,
insanlık az.
Çürümüş zihniyetler her yerde;
iyi kalabilenler ise
gitgide nadirleşiyor.
İnsan, görmek istediğini anlar;
gözüne ne batıyorsa, gözünü ona diker.
Bazen mesele görünen değildir…
İçine batan, gözüne görünür.
Kafamın içini…
playlist biraz kalabalık :)
İnsan sevdiğine bahane aramaz,
sevmediğine şart arar.
“İstemiyorum” diyemeyenler,
şartları konuşturur.
Gecenin körü,
düşüncelerin gözü açık.
Uyku gözümde,
uyumak aklımda,
aklımsa başımda değil.
Şşş…
Sus kafamın içi.
Her şeyi kafaya taktık,
bir kafayı yastığa koyamadık.
Gece, kelimelerini efkâra bulamış, yorgun bir sabahın sancısını çekiyor.
Ben ise aklımın kördüğümleri arasında, neyi beklediğimi dahi bilmiyorum.
Peki sen, karanlığıma sızan uzak ses...
Sen nasılsın?