Gece, kelimelerini efkâra bulamış, yorgun bir sabahın sancısını çekiyor. Ben ise aklımın kördüğümleri arasında, neyi beklediğimi dahi bilmiyorum. Peki sen, karanlığıma sızan uzak ses... Sen nasılsın?
Bugün hasretiyle sınandığım o surete çarptı gözlerim; içimde ne kadar devasa bir boşluk bıraktığını, özleminin beni nasıl ezip geçtiğini o an anladım. Bir yüze meftun olup ona bakamamak, bir tek sesine muhtaçken sağır edici bir sessizliğe yutkunmak, bir tene uzanmak isteyip hep yokluğa sarılmak...
Bu öylesine kahredici, öylesine ağır bir imtihan ki; insanın göğüs kafesini mengeneye alıyor, aldığı nefesi boğazına diziyor. Gözlerime uykuyu haram kılan bu amansız hasret mi, yoksa yavaş yavaş aklımı yitirip deliliğe mi sürükleniyorum, artık bilmiyorum.
Ah, kırık dökük heveslerimin mezarlığına dönen kalbim... Seni, sonu gelmez kendi karanlığımda daha ne kadar zerrelerine ayıracağımı bilmiyorum. Sesin çıkmıyor artık; yenilgiyi kabullenmiş, kılıcını bırakmış yorgun bir savaşçı gibi sükûta erdin.
Bazı insanlar seni kaybetmekten değil, senden artık fayda sağlayamamaktan korkar; bu yüzden vedaları kalplerinden değil, hesaplarının bittiği yerden gelir.
İnsan, görmek istediğini anlar;
gözüne ne batıyorsa, gözünü ona diker.
Bazen mesele görünen değildir…
İçine batan, gözüne görünür.
Kafamın içini…
playlist biraz kalabalık :)
İnsan sevdiğine bahane aramaz,
sevmediğine şart arar.
“İstemiyorum” diyemeyenler,
şartları konuşturur.
Gecenin körü,
düşüncelerin gözü açık.
Uyku gözümde,
uyumak aklımda,
aklımsa başımda değil.
Şşş…
Sus kafamın içi.
Her şeyi kafaya taktık,
bir kafayı yastığa koyamadık.
Gece, kelimelerini efkâra bulamış, yorgun bir sabahın sancısını çekiyor.
Ben ise aklımın kördüğümleri arasında, neyi beklediğimi dahi bilmiyorum.
Peki sen, karanlığıma sızan uzak ses...
Sen nasılsın?
Bugün hasretiyle sınandığım o surete çarptı gözlerim; içimde ne kadar devasa bir boşluk bıraktığını, özleminin beni nasıl ezip geçtiğini o an anladım.
Bir yüze meftun olup ona bakamamak, bir tek sesine muhtaçken sağır edici bir sessizliğe yutkunmak, bir tene uzanmak isteyip hep yokluğa sarılmak...
Bu öylesine kahredici, öylesine ağır bir imtihan ki; insanın göğüs kafesini mengeneye alıyor, aldığı nefesi boğazına diziyor.
Gözlerime uykuyu haram kılan bu amansız hasret mi, yoksa yavaş yavaş aklımı yitirip deliliğe mi sürükleniyorum, artık bilmiyorum.
Ah, kırık dökük heveslerimin mezarlığına dönen kalbim...
Seni, sonu gelmez kendi karanlığımda daha ne kadar zerrelerine ayıracağımı bilmiyorum.
Sesin çıkmıyor artık; yenilgiyi kabullenmiş, kılıcını bırakmış yorgun bir savaşçı gibi sükûta erdin.
Bazı insanlar seni kaybetmekten değil, senden artık fayda sağlayamamaktan korkar; bu yüzden vedaları kalplerinden değil, hesaplarının bittiği yerden gelir.
?si=ElvNRvS87wsfomYE
Geceye size emanet!!!
Gece tüm ağırlığıyla ruhuma çökerken, karanlığı boğacak o sessiz sabahın hasretini çekiyorum...
Peki ya sen...
Sen Nasılsın?