Sen gidince... sustu pencere kenarındaki kuş, rüzgâr başka yerleri sevdi, çay demli kalmadı… gül erken soldu, ve ben... sana benzeyen cümlelerden kaçmayı öğrendim.
Dünya kuruldu… Ve her şeyden, herkesden bir parça gerekiyordu.
Bu büyük düzende ne gereklilik, ne gereksizlik vardı. Ama ben… bazı ruhlara hep daha çok hayran kaldım.
Öyleleri vardı ki; Bir anneydi mesela, bir evladı değil, birkaç evladı toprağa vermişti. Bir diğeriyse, savaşta sadece vatanı değil, kendi iç sesini de korumaya çalışıyordu. Bir başkası yoksulluğu yaşamamıştı — yoksulluğun kendisi olmuştu.
Ve ben gördüm ki… Rab, dağına göre kar yağdırıyordu. Ve bazılarına daha çok… çünkü onlar, Yaradan’ın bildiği kadar güçlüydü.
İşte ben, bu sabrın, bu zekânın, bu dayanışın önünde saygıyla eğiliyorum. Kutlanması gerekenler işte onlar... Sessiz ama dimdik duranlar.
,, Asla olmaz” dediğin satırların içinden bir “acaba?” doğar bazen. Bir ihtimal ürperir sayfanın kenarında… Ve kalbinin tam ortasında, bir yer — inadına çiçek açar.
Çünkü hayat, ,,olmaz” sandığın yerden başlamayı sever. Tıpkı suskun bir baharın bir sabah kuş sesiyle yeniden konuşmayı öğrenmesi gibi…Huri Çalışkan
Bilmediğin bir şey var… Ben seni özlerken, dünya sessizleşir. Kalbimin adını bir söyleyişi vardır içten içe… Duymuyorsun belki, ama hissediyorsun. Biliyorum.
Birini sevmek; onu her an aramadan, ama her an yanında hissetmektir aslında.
Sen gidince...
sustu pencere kenarındaki kuş,
rüzgâr başka yerleri sevdi,
çay demli kalmadı…
gül erken soldu,
ve ben...
sana benzeyen cümlelerden kaçmayı öğrendim.
— Huri Çalışkan
Kuşlar bağırmıyor…
biz duymamayı seçiyoruz. Huri Çalışkan
Dünya kuruldu…
Ve her şeyden, herkesden bir parça gerekiyordu.
Bu büyük düzende ne gereklilik, ne gereksizlik vardı.
Ama ben…
bazı ruhlara hep daha çok hayran kaldım.
Öyleleri vardı ki;
Bir anneydi mesela,
bir evladı değil, birkaç evladı toprağa vermişti.
Bir diğeriyse, savaşta sadece vatanı değil,
kendi iç sesini de korumaya çalışıyordu.
Bir başkası yoksulluğu yaşamamıştı —
yoksulluğun kendisi olmuştu.
Ve ben gördüm ki…
Rab, dağına göre kar yağdırıyordu.
Ve bazılarına daha çok…
çünkü onlar, Yaradan’ın bildiği kadar güçlüydü.
İşte ben, bu sabrın, bu zekânın, bu dayanışın
önünde saygıyla eğiliyorum.
Kutlanması gerekenler işte onlar...
Sessiz ama dimdik duranlar.
Huri Çalışkan
Sesini duymadım bu gece...
Ama adını içimde o kadar çok andım ki,
kalbim dua sandı seni.
Huri Çalışkan
,, Asla olmaz” dediğin satırların içinden
bir “acaba?” doğar bazen.
Bir ihtimal ürperir sayfanın kenarında…
Ve kalbinin tam ortasında,
bir yer — inadına çiçek açar.
Çünkü hayat,
,,olmaz” sandığın yerden
başlamayı sever.
Tıpkı suskun bir baharın
bir sabah kuş sesiyle
yeniden konuşmayı öğrenmesi gibi…Huri Çalışkan
Bilmediğin bir şey var…
Ben seni özlerken, dünya sessizleşir.
Kalbimin adını bir söyleyişi vardır içten içe…
Duymuyorsun belki, ama hissediyorsun. Biliyorum.
Birini sevmek;
onu her an aramadan,
ama her an yanında hissetmektir aslında.
Ve ben...
seni hep oradaymışsın gibi seviyorum.
Çünkü…
hep oradasın.
— Huri Çalışkan
Seninle konuşmadan da anlaştığım yerler var.
Bakışın bir cümle,
dokunuşun bir şiir gibi mesela...
Bazı sevgiler sessiz yaşanır.
Kalbin diliyle, gözlerin sabrıyla.
Ne çok şey söylenmiştir aslında,
hiçbir kelimeye gerek kalmadan.
— Huri Çalışkan
Büyüyüp duran biri gerekir sana,
Çünkü senin ışığın kırıntı arayanları yakar.
Huri Çalışkan
Aynı anda birbirini özleyen iki ruh varsa,
zaman orada durur....
çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
şu dünyanın ıssızlığı....