Mesleki terimleri de şiirlerde kullanırken çok dikkatli ve yerinde kullanmak gerekir. Bazen yorum yapmak istiyorum ama yapamıyorum. Özele yazıp uyarmak istiyorum. Ukalalık olarak görecekler diye vazgeçiyorum. Sonunda buraya yazmaya karar verdim. Umarım yanlış anlaşılmam. Niyetim sadece uyarmak. Meslek erbabı kişiler anlıyor ama sadece gülüp arkadan alay etmekle yetiniyorlar. Kimse uyarmıyor. Bunu da buraya bırakıyorum, alan alsın…
Buğuluydu geceden aklımın yüzü sabahın ilk ışıklarıyla indi gözümden beyaz yapraklarıma çiy taneleri… insanın çiğ kalmışlığıydı belki de buna sebep. Ata kızı
Çiğ = pişmemiş yiyecek bazı durumlarda olgunlaşmamış insan. Yakışıksız söz, davranış.
Çiy= Havada buğu durumunda olup gecenin serinliğiyle bitkilerin üzerinde biriken damlacıklar.
Bu ikisini ısrarla yanlış kullanıyorsunuz! Hata bir kere olur fark eder düzeltirsiniz. Ama bu kadar da olmaz yani nereye baksam karşıma çıkıyor. Sinirim zıpladı artık.
İnsan göremediği renklere kördür… tıpkı göremediklerimiz gibi görmeyi istemediklerimiz de var elbette. Bazen aşk diye adlandırılan, beynin sağlıklı çalışmadığı durumda da görülemeyebilir.
Hayatin rengi görülenler kadar sınırlı sanmalardaki aldanışlara şaşarım, oksijen şeffaf olabilir de ruh gıda isterse ya! Kemanın rengi belli de notaların rengi ya! Göremediğim renklerde hayat… hayatlar da rengarenk düşünceler var. Toprağın örtüsü yeşil, baharlar her kişide farklı renk. Hayatın sırrına varmak görülmeyen renklerde saklı. İnsanlar; esmer, sarı, beyaz… ya ruhların rengi? Hatta sevmek bir renk mi? Öyleyse herkes niye farklı seviyor? Ölümün rengi siyah mı? Söyledikleri gibi…öyleyse siyah gözlerdeki fer neyin nesi?
Belki bir gün bana da baharlar gelir, kiraz çiçeğini açar işte o zaman… cemre toprağa düştüğünde sen açarsın belki de Bahar gelmiş bana ne sen olmayınca. Hep seni bekledim tıpkı kumrular gibi. Belki bir gün mevsim gerçekten bahar olur gözümde.
Mesleki terimleri de şiirlerde kullanırken çok dikkatli ve yerinde kullanmak gerekir.
Bazen yorum yapmak istiyorum ama yapamıyorum.
Özele yazıp uyarmak istiyorum. Ukalalık olarak görecekler diye vazgeçiyorum. Sonunda buraya yazmaya karar verdim. Umarım yanlış anlaşılmam. Niyetim sadece uyarmak. Meslek erbabı kişiler anlıyor ama sadece gülüp arkadan alay etmekle yetiniyorlar. Kimse uyarmıyor. Bunu da buraya bırakıyorum, alan alsın…
Çiğ
İle
Çiy
Buğuluydu geceden aklımın yüzü sabahın ilk ışıklarıyla indi gözümden beyaz yapraklarıma çiy taneleri… insanın çiğ kalmışlığıydı belki de buna sebep.
Ata kızı
Çiğ = pişmemiş yiyecek bazı durumlarda olgunlaşmamış insan. Yakışıksız söz, davranış.
Çiy= Havada buğu durumunda olup gecenin serinliğiyle bitkilerin üzerinde biriken damlacıklar.
Bu ikisini ısrarla yanlış kullanıyorsunuz! Hata bir kere olur fark eder düzeltirsiniz. Ama bu kadar da olmaz yani nereye baksam karşıma çıkıyor. Sinirim zıpladı artık.
Gözyaşı söndürseydi ateşi, dünyada şiir ve müzik olmazdı.
Ata kızı
Bir avuç toprak alsam elime, zilli dünyayı gömsem içine. Gözümden versem can suyunu, cennet yeşerir mi acep serpsem tekrar yerine..?
Ata kızı
Ehli dil perişan, arifler hakir
Cahiller ağniya, derya dil fakir
İffeti fahişe, işvesi bakir
Sahnesi cümbüşlü, köçekli Dünya.
İnsan göremediği renklere kördür… tıpkı göremediklerimiz gibi görmeyi istemediklerimiz de var elbette. Bazen aşk diye adlandırılan, beynin sağlıklı çalışmadığı durumda da görülemeyebilir.
Beyazın üzerine toz konsa görürüm, ya ruhlara bulaşan kirler? onları da görebilir miyim? pür dikkat kesilsem.
Ata kızı
Hayatın en önemli kısmı; adı konulmamış renklerde saklı.
Ata kızı
Hayatin rengi görülenler kadar sınırlı sanmalardaki aldanışlara şaşarım, oksijen şeffaf olabilir de ruh gıda isterse ya! Kemanın rengi belli de notaların rengi ya! Göremediğim renklerde hayat… hayatlar da rengarenk düşünceler var. Toprağın örtüsü yeşil, baharlar her kişide farklı renk. Hayatın sırrına varmak görülmeyen renklerde saklı. İnsanlar; esmer, sarı, beyaz… ya ruhların rengi? Hatta sevmek bir renk mi? Öyleyse herkes niye farklı seviyor?
Ölümün rengi siyah mı? Söyledikleri gibi…öyleyse siyah gözlerdeki fer neyin nesi?
Ata kızı
Belki bir gün bana da baharlar gelir, kiraz çiçeğini açar işte o zaman… cemre toprağa düştüğünde sen açarsın belki de Bahar gelmiş bana ne sen olmayınca. Hep seni bekledim tıpkı kumrular gibi. Belki bir gün mevsim gerçekten bahar olur gözümde.