Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Didar Seçkin
Didar Seçkin

İNSANLAR VAZGECEBİLECEGİ MENFAATLERİ KADAR DÜRÜSTTÜR........

  • şu an ne dinliyorum25.06.2011 - 00:17

    Mehmet Erdem (kalbim seni seçti)

  • insan18.06.2011 - 00:10

    İnsanlar kötülüğü arzuları güçlü olduğu için değil, vicdanları zayıf olduğu için yaparlar. (J.S.MILL)

  • iç güzellik04.06.2011 - 19:14

    •Güzel ve göz alıcı herşey iyi olmayabilir, ancak iyi olan herşey güzeldir.
    Ninon de Lenclos

  • şu an ne dinliyorum09.04.2011 - 00:29

    Grup 84 Hayır OlaMaz

  • Ana Gibi Yar,Bağdat Gibi Diyar Olmaz12.03.2011 - 02:17

    Salih

    Bana kalsa değil bir satırı,
    Yazmazdım ya sana tek kelime,
    Yaz diyor, bende yazıyorum işte,
    Annen, yani makbule teyzenin hatırı,
    Aslında küfür kafir gelse de dilime,
    Bilirsin; ta okul yıllarından sevmemiştik birbirimizi,
    Kırgınım sana, hani şimdi tutup,
    Nereden çıktı demeyesin bu mektup,
    Selam kelam etmemişsem sebebi malumundur,
    Ha, sonra biz senin kadar mürekkep yalamadık hani,
    Lafa nerede başlanır. nerede biter,
    Bırak mektupta, biz sevdiğimize bile süslü laflar edemedik hiç,
    Neyse, bilmem haberin var mı?
    Memduh amcayı, yani babanı kaybettik,
    Ne vakit hal hatır sormaya gittiysem size,
    Hep kapı önünde bulurdum,
    Karşı yola doğru dururdu öylece solgun yüzü,
    Gelmez diyordu, gelmez bu dürzü,
    Senin anlayacağın gözleri açık gitti rahmetlik.

    Annen sakın duymasın diyorsa da,Salih,
    Benden söylemesi,annen geçenlerde evi tefeci tahir”e sattı
    Babanın birikmiş borçlarını öylece kapattı,
    Hani; doktor,hastane, falan,
    Olsa olsa şimdi kefen parasıdır elinde kalan,
    Bi ara, bi sor ulan,
    Bu nasıl bir nefret ki hala bitmedi,
    Ulan Salih,ulan Salih,
    Yoksa ciğerini oralarda itler mi yedi,
    Bir mektup yaz,bir şeyler karala,
    İstersen kız bağır,binbir küfür sırala,
    Ne dersen de işte,
    Zannedersem,annenin de gözleri açık gidecek bu gidişle.
    Adresini Sarı Tijen” den aldım,
    Önceleri yok, mok dedi, yemin billah,
    Neyse imana geldi,
    Bakma sen sarıdır,marıdır,yine de iyidir.
    Bak Salih, lafı fazla uzatmayacağım,
    Geçenlerde sahilde ki bizim kahvede,
    Adaşın Salih,kirkor amca,kasap Nedim,
    Dört kol pişti atıyorduk ki;
    Mahalleden bir ufaklık,nefes nefese;
    Makbule teyze,Makbule teyze,
    Bir koşu vardık ki,
    Çoktan Çapa”ya kaldırmış Sarı Tijen,
    ,serum,oksijen,
    Korkma,mahalleli aramızda toplayıp masrafları ödedik,
    Helali hoş olsun,
    Makbule teyzenin az mı su böreğini yedik.
    Bir ara doktor dışarı çıkıp,
    Başını iki yana sallayıp, haber verin dedi,
    Kimi,kimsesi yok mu?
    Hep bir ağızdan var dedik, var biziz kimi kimsesi
    Ulan Salih,ulan Salih ciğerini yoksa oralarda itler mi yedi.

    Dün gece sıra bendeydi, bendim başında bekleyen,
    Bir ara gözlerini açtı,
    Elini tuttum,gözlerine takılıp kalmış yaşları usulca sildim,
    Yastığın altından küçük bir torba çıkarıp;
    Al sende kalsın yavrum,kefen param,
    Hani,yarın emri hak olursa dedi,
    Öyle bir sıkmışım ki yumruklarımı,
    Öyle bir vurmuşum ki duvara,
    Küfürün adına günah demişler ha,tövbe.tövbe,
    Ulan Salih,ulan Salih,hani bir elime geçsen kazara.

    Kış diyor mevsim, gelmeye kalkmasın,
    Hele bir gelsin bahar yaz,
    Sen yine de iyi olduğumu yaz,
    Nasıl da tevekkel,nasıl da teslim kaderine,
    O an var ya,o an sanki kör bıçaklar soktular en derine,
    Yüzünü cama döndü,
    Biliyordum ki ağlıyordu,
    Elinin tersiyle yüzünü silerken,
    Dağlar başına oğul,
    Gelen yaşıma oğul,
    Sana umud olanın,
    Toprak başına oğul,
    Kış diyor mevsim,gelmeye kalkmasın,
    Hele bir gelsin bahar yaz,
    Sen yinede iyi olduğumu yaz,
    Son kez gözlerini aralayıp,
    Salih”im dedi,Salih”im,
    Annen sana Salih”im dedi de,
    Sen,bi daha anne diyebilecek misin?
    Anne ben geldim kapıyı aç,
    Anne karnım aç,
    Başım kaşınıyor anne,
    Başımı kaşı,
    Anlat diyebilecek misin masal anne,
    Hani yarım kalmıştı ya dünkü;
    Yok Salih yok,
    Sen, sen bi daha hiç anne diyemeyeceksin!
    Annen,annen ÇÜNKÜ….

    (alıntıdır.)

  • masal12.03.2011 - 02:02

    çocukken sonunu duyamadan uyudugum sahah sorunca akşam diyerek savuşturuldugum :)

  • fıkra02.03.2011 - 17:15

    Futbol Var Mı?

    Bir futbol fanatiği adam bir gün ölüm döşeğindeki arkadaşının yanına gider.

    'Bana bir iyilik yap ve öbür tarafa gittiğinde orda da futbol var mı yok mu diye haber ver.'

    Arkadaşı, 'Tamam,' der. Adam öldükten iki hafta sonra fanatik arkadaşını odasında ziyaret eder.

    'Sana bir iyi, bir de kötü haberim var. İlk önce hangisini söyleyim? '

    Arkadasi:'İyi haberden başla.'

    'İyi haber; her çarsamba arkadaşlarla maç yapıyoruz. Kötü haber; bu çarsamba kalecimiz sensin! '

  • fıkra02.03.2011 - 17:11

    14.01.2011
    Kötü Konuşmak İstemem

    Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek;
    'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle,' der.
    Ancak adamdan ses çıkmaz.
    Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer.
    Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil? ' diye sorunca adam halsizce karşılık verir; 'Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.'

  • fıkra02.03.2011 - 17:10

    Amerikalı ve Japon

    Bir Amerikalı ve bir Japon safariye çıkmışlar. Her ikisi de biribirlerine hava atmak için yanlarına son teknolojik silahlar almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş... Karavana.
    Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş:
    -Ne o, aslandan hızlı mı koşacaksın?
    -Yoo, senden hızlı koşsam yeter.

  • 1 mart muhasebeciler günü02.03.2011 - 16:23

    Kaç Eder?

    Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe başvururlar.
    Görüşmeci matematikçiye sorar:
    'iki kere iki kaç eder? '
    Matematikçi cevap verir:
    'Dört! '
    Görüşmeci sorar:
    'Kesin dört mü? '
    Matematikçi kendinden emin cevaplar:
    'Evet, kesin dört! '
    Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanıtlar:
    'Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağya veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder! '
    Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur. Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar:
    'Kaç etsin istersiniz? '
    fıkra bir yana geçmüş muhasebeciler günün kutlu olsun